Gün doğanda oralarda kızılca Doğudan haber var, hemi eyice Gemini hazır et dorun, sıkıca Göynü sarıdır, yâr etmez maviden.
Çağatay’da sorarlar nereden diye Çalkara’dan bahset, Uygur’um diye; Sağ elde üzengi, terkide eye Yaylada börü, yerde darıdan...
Varmazsak Sayram’a yuh olsun bize, Közün git al, duası yol olsun bize, Dirlerse Ötügen yurdunuz size, İzn alub koşarsın Hacı Bektaş’tan
Duyan Arslan Bab’ı bilir, yörükten Kimi kızıl börk, ya ak yarlugdan Zıvanasız oku Dokuz Oğuz’dan Başlarız, uçmağa varub yenügden...!
Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Çok hoşuma gitti şiirin kulağa, göze ve duygulara hitap etmesi yerli yerindeydi. Özümüze ait deyişler çok yakışıyor şiire ve özellikle de koşma türü hece şiirine.
Bazı hatalar elden geçirildiğinde çok daha güzel olacak. Kafiyelerde bazı sorunlar var, hece sayıları kontrol gerektiriyor. Redif uygulanacak yerler var.
Evet haklısınız! Bazı yerlerde; örneğin ikinci dörtlüğün sonunda, üçüncü ve son dörtlüğün ise ortalarında birer dizenin hece sayıları farklı, buralarda sayıya uyacak heceler de var idi ancak sırf laf olsun diye arzuladığım manâyı vermeyecek kelimeleri tercih etmedim. Ayrıca eski şiirlerimizde hece ölçüsü çokca bulunmakla beraber zaman zaman bütünü ölçülü biri şiirin içerisinde dahi bu sayıdan ferâgat edildiği görülmekte(Bkz: R. Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri). Çünkü dilimizde; hece sayısı farklı olsa da fonetik açıdan ölçüyü tamamlayan bol miktarda kelime ve ses vardır, yani duraklayıp devam edilen bu ses öbeği söyleniş açısından hece sayılarındaki farklılığı belli etmeyecek kadar doldurur devam eden ses dizinini! Meselâ; "Kimi kızıl börk, ya ak yarlugdan" dizesinde görüldüğü gibi... Rediflere gelince; kökten ayrı biçimde yani harflerden oluşan redifler olmalıydı diye düşündüm ben de bir ara! Fakat sözcük halindeki redifler bu şiirde pek hoş durmazdı zannederim, bu şiirde genellikle Orta Asya'dan esintiler denemeğe çalıştım ve bunu elde etmek için sadece teknik yeterli değildi, O döneme ait kelimeleri ve kültürü de yansıtmaya çalışmak gerekiyordu. Sözcük halindeki redifler Divan Edebiyatımızdaki kültür muhitinde ve şiirde daha hoş durmuyor mu sizce de? Ne dersiniz?
Yapıcı ve zarif yorumunuz için çok çok teşekkür ederim, kıymetli yorumlarınızı bekliyorum Müjgan Hanım
Evet haklısınız! Bazı yerlerde; örneğin ikinci dörtlüğün sonunda, üçüncü ve son dörtlüğün ise ortalarında birer dizenin hece sayıları farklı, buralarda sayıya uyacak heceler de var idi ancak sırf laf olsun diye arzuladığım manâyı vermeyecek kelimeleri tercih etmedim. Ayrıca eski şiirlerimizde hece ölçüsü çokca bulunmakla beraber zaman zaman bütünü ölçülü biri şiirin içerisinde dahi bu sayıdan ferâgat edildiği görülmekte(Bkz: R. Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri). Çünkü dilimizde; hece sayısı farklı olsa da fonetik açıdan ölçüyü tamamlayan bol miktarda kelime ve ses vardır, yani duraklayıp devam edilen bu ses öbeği söyleniş açısından hece sayılarındaki farklılığı belli etmeyecek kadar doldurur devam eden ses dizinini! Meselâ; "Kimi kızıl börk, ya ak yarlugdan" dizesinde görüldüğü gibi... Rediflere gelince; kökten ayrı biçimde yani harflerden oluşan redifler olmalıydı diye düşündüm ben de bir ara! Fakat sözcük halindeki redifler bu şiirde pek hoş durmazdı zannederim, bu şiirde genellikle Orta Asya'dan esintiler denemeğe çalıştım ve bunu elde etmek için sadece teknik yeterli değildi, O döneme ait kelimeleri ve kültürü de yansıtmaya çalışmak gerekiyordu. Sözcük halindeki redifler Divan Edebiyatımızdaki kültür muhitinde ve şiirde daha hoş durmuyor mu sizce de? Ne dersiniz?
Yapıcı ve zarif yorumunuz için çok çok teşekkür ederim, kıymetli yorumlarınızı bekliyorum Müjgan Hanım
neden unuttum ki ben sizin sayfanızı? Oysa değişik bir tad aradığımda koşabileceğim bir sayfa burası.
Asırlar öncesine savrulduk yarlığı hoş olanların deryasında bulunuverdik bir anda uçuştu ok ile mızrak vallahi sırtımızdan vurulduğumuz günlerin ötesine savrulduk
hûş bir etki ile sermest ettiniz sevgili Salurhan göynünüz de hûş ola...
Kesinlikle ben de öyle hissedenlerdenim. Modern şiir yazıyorum, ama Divan ve Eski Türk şiirine karşı sempatim çok daha fazla. O yüzden zikrettiğiniz isimleri de çok severim. Sizin bu çalışmanız fazlasıyla doldurdu gönlümü. Defterde böyle orijinallik yakalanmıyor her zaman. Bu yüzden tekrar tebrik ederim.
İsim için teşekkür ederim. Bir daha değiştirmem inşallah.:)
Kıymetli Kalimera, Nebiha Muradi çok hoş olmuş söylemeliyim!
Zaman zaman Divan Edebiyatı tadını, zaman zaman ise Orta Asya'yı özlüyorum. Elbette bize ait olmaları çok önemli ama inanın teknik açıdan da hoşlanıyorum Türk şiirinden. Bence Yahya Kemal de, Fuzulî de, Pablo Neruda'dan çok daha lezzetli şiirler yazdılar. Siz ne dersiniz?
Her zaman beklerim. Sizin de göynünüz şen, şiiriniz daim olsun. Çok teşekkürler, sevgi ve selamlar...
Kesinlikle ben de öyle hissedenlerdenim. Modern şiir yazıyorum, ama Divan ve Eski Türk şiirine karşı sempatim çok daha fazla. O yüzden zikrettiğiniz isimleri de çok severim. Sizin bu çalışmanız fazlasıyla doldurdu gönlümü. Defterde böyle orijinallik yakalanmıyor her zaman. Bu yüzden tekrar tebrik ederim.
İsim için teşekkür ederim. Bir daha değiştirmem inşallah.:)
Kıymetli Kalimera, Nebiha Muradi çok hoş olmuş söylemeliyim!
Zaman zaman Divan Edebiyatı tadını, zaman zaman ise Orta Asya'yı özlüyorum. Elbette bize ait olmaları çok önemli ama inanın teknik açıdan da hoşlanıyorum Türk şiirinden. Bence Yahya Kemal de, Fuzulî de, Pablo Neruda'dan çok daha lezzetli şiirler yazdılar. Siz ne dersiniz?
Her zaman beklerim. Sizin de göynünüz şen, şiiriniz daim olsun. Çok teşekkürler, sevgi ve selamlar...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.