2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1085
Okunma
upuzun bir istasyon orta direğinde sadece cılız bir lamba
devasa patates kazanları fokur fokur
heykel ciddiyetinde cüsseli kadınlar
ayrılığı ölüm sayarak sanırsın ceset kaynatmaktalar
pamuktan kaleler gibi çeşme önleri
ellerinde ikinci harpten kalma yakıt bidonları, insanlar sıra sıra
herkesin coğrafyasına göre değişiyor iki kişilik ayrılıklar
ayrı dillerden yorumlanırken zaman
toprağa her daim küskün beyaz tepelere bakmaktalar
çoban aldatanın kanatlarında ritme durmuş hayat, bir o dalda bir bu dalda
baskın yemiş gece yarısı umutlar
kim bilir hangi bila nolu mekânlarda konaklamaktalar
değiş tokuşa durmuş gidişle geliş
dara’sı alınmamış kantar topuzlarında hesaba oturma vakti şimdi
gözlerinle söyle agnessa, bir narh’sız bakış bu kadar katar’ı çeker mi
duhul’um ocağına düşmüş, bak ellerim bellerimde
kış’lar tipiler ülkesinin sıcak yüreklisi
asılınca buharlı,ay ışıtınca urallar’ı ülkeme çevir gözlerini
ilk defa su’yun aziz olmadığını seziyorum fışkırınca buharlar piston^lardan
dedem korkut başı için, sadece benim mit’lerime inan
ağzı kapalı şişeler atamazsın bilirim, ters akar sularımız
tek bir gülüş koy ben anlarım, demirkazık bükülünce sirius’a
ve aura^lar cümbüşe başlayınca kutuplardan
her yıldız kaydığında verdiğim zakkum çöplerinden birer birer at havaya
anlatmıştım ya, kanadına kemik olsun anka’ya
bizim buralardan geçerler,benzi solukların diyarına giderken
bergüzar sunar bahşedilmişine
belki seni ağzından bana düşürür, olur ya
kasım
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.