Yanağın döşümde elim saçında Okşar iken uyanmışım sevdiğim Sanki ateş basmış terler içinde Kana tere boyanmışım sevdiğim
Yüreğime bir kor düşmüş yanmışım Sen Aslı’ya ben Kerem’e dönmüşüm Bu vuslata ulaşırım sanmışım Her çileye dayanmışım sevdiğim
Başındaki tacın baharın gülü Sakın Turani’yi sanmak ki deli Şu benim gözümde dünya güzeli Yoluna baş koyanmışım sevdiğim
Turani Baba
1938 yılında Kayseri İli&
8217;nin,Sarıoğlan İlçesi’nin Karpınar köyünde doğdu. Asıl adı Duran Özaydın’dır. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra ortaokul ve astsubay okulunu Konya’da okudu. Yaşadığı bölgede yetişmiş aşıkların ve ozanların eserlerine büyük ilgi duyan Duran Özaydın öğrenciliği esnasında zamanın Ergun Zorlutuna’dan ve Eşref Yazgan’dan müzik ve nota dersleri aldı. Daha sonra 1957 yılında Ankara’ da Halk Eğitim Merkezinde ve Ahmet Gazi Ayhan ile Bayram Aracı’dan bağlama dersi aldı.
Küçük yaşlardan beri halk müziği ve şiirine ilgi duyması ve yöreye gelen birçok aşığın etkisiyle şiire de yönelen Özaydın sonraki yıllarda Veysel, Ali İzzet, Mahzuni gibi birçok aşıkla da tanışıp dostluk kurdu. Şiirlerinde ise genellikle Turani ya da Turani Baba mahlasını kullanmaktadır.
1960 yılına dek dönemin halk müziği sanatçılarından Nezahat Bayram ve birçok sanatçının saz grubunda yeraldı.
1960’lı yıların sonunda Almanya’ya gitti. 1977 yılından itibaren de kendi adına kurduğu müzik yapım şirketi aracılığıyla kültürel ve müzik etkinlerini sürdürdü. Bu dönemde Musa Eroğlu, Belkıs Akkale, İhsan Öztürk, Atakan Çelik gibi sanatçılarla çalıştı.
Ayrıca TRT’nin fahri prodüktörlüğünü de yapan Özaydın, değişik kültürel kurumlarda bağlama dersleri de verdi, mahalli sanatçı olarak TRT bünyesinde birçok programa katıldı.
Ben gurbet ellerde sense sılada Gel deyişin duyanmışım sevdiğim Ayrılık elinden düştüm dile de Çile olup yağanmışım sevdiğim
Her saat her dakka adın anıpta Her gelip geçeni ben sen sanıpta Sevda ateşiyle kor kor yanıpta Bulutlara ağanmışım sevdiğim
Sevda çiçeklerim açmadan soldu Bu ela gözlerim yaş ilen doldu Arada engeller koca dağ oldu Sarp dağlara dayanmışım sevdiğim
Sevdiği duymak hoştu dilinden Bir buse alsaydım gonca gülünden O tutamadığın elim elinden Yıldız gibi kayanmışım sevdiğim
O günden bu güne uykular kaçtı Kuşlar büyüdü de yuvadan uçtu Senden ayrılalı üç yüz gün geçti Günlerini sayanmışım sevdiğim
Deli seller ile çağlayıp akıp Haber varmı diye yollara bakıp Korkulu rüyalar görüp, ağlayıp Kaç geceler uyanmışım sevdiğim
Lüzumsuz ağıtlar biter mi dilde Ah-ı zarda inler o bülbül gülde Ümidin kesince şu gurbet elde Ölüyorum diyenmişim sevdiğim
Sadık Dağdeviren Aşık Lüzumsuz
Paylaş
Beğenenler
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
DİZELERİNİZ NEFİSTİ ÜSTADIM. AĞITLAR NE DİLDE NE DE GÖNÜLDE BİTER, BİTEMEZ DE... HEM DE BİTMESİN Kİ BÖYLE DİZELER YAZILABİLSİN DEĞİL Mİ YA? GÖNÜL SESİNİZ, ARAŞTIRMA AZMİNİZ, YAZMA ŞEVKİNİZ HİÇ Mİ HİÇ DİNMESİN. SELAM VE SAYGILARIMLA...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.