6
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
2197
Okunma

"Suskun bir ah ile sarmaş dolaş kendinden gidiyordu".
Titrek adımlarla uzaklaşan mazinin heyulası
Gözlerinin ferini de götürüyordu terkisinde.
Geride kalan göz yaşları, yalnızca akşamın zülüflerini ıslatmaya yetti.
Dudakları,su almaya gelenler için buse pınarıydı oysa.
Gidenlerin kervanında her şey vardı
Yalnız acıları bırakmışlardı kalanların yüreğine.
Artık buhranların katarı cinnet istasyonuna yaklaşmak üzereydi.
Gök gözlü bulutlar hırsla savurdu şimşekten kırbaçlarını.
Alev saçıldı geceye
Çitlenbikler yetim kaldı sevda enkazının surları altında.
Vefa dedi hıçkıran bir hoten ceylanı.
Şimalin yamaçlarından gelerek misk sunmuştum
Hani o şaşalı gönül sarayının bahçelerine.
Yok mu dedi..! Yok mu vefa?.
Hey hat.! Sükutun caddelerinde siniverdi yalnızlık.
Şimşeklerin gölgesinde yutkundu gençliği
Derken;Apansız dikileverdi umut gardiyanları kalanların tepesinde.
Tutsak dediler,umutlar tutsak.
Tutsak nedir bilir misin hemşerim dedi...esaret elbiseli birisi
Evet dercesine baktı ıslak kirpiklerini kafes yapmış bir çift göz.
Az önce gittiler dedi.
Umutlarımdı vefasız bir asrın vagonlarında
Fecrin tepelerini aşıp giden umutlarımdı...
Ünsal Arslankaya.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.