1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1324
Okunma

Ömrü kısa kelebekler gibi süzülen
Yarım kalan muradına üzülen
Unutulamamış aşk’lara yazılan
Şarkının dillere gidişi gibi.
Terk-i diyar olan sevgi saygının
Ayrılıklar üstüne doğan kaygının
Efkar-ı gönülden gelen duygunun
Saz’daki tellere gidişi gibi.
Mevlana misali olursa yararım
Bir adım geleni ben de sararım
Sözde acı değil bal’ı ararım
Arı’nın güllere gidişi gibi.
Garip yolcu ömrüm hüzün saçıyor
Durdurmak imkansız vakit geçiyor
Yüreğim yaralı içim acıyor
Bırakıpta ellere gidişi gibi.
Ah-u figanım bilmemki niçin
Koşarım peşine yolumu açın
Elinden alınan Leyla’sı için
Mecnun’un çöllere gidişi gibi.
Hint kumaşı mısın bulunmaz eşin?
Tükenir bir gün ekmeğin aş’ın
Alev alev yanan o gür ateşin
Sönüpte küllere gidişi gibi.
Kıymeti bilinmezse haya’nın ar’ın
Faydası olmazki onca ahu-zarın
Elde tutulamayan yüce itibarın
Değersiz pullara gidişi gibi.
Toz pembe tatlı düşlerimin
Hiç bitmeyen fani işlerimin
Çağlayıp coşan göz yaşlarımın
Akıp ta sellere gidişi gibi.
Dil uzatılan şanlı bayrağın
Sahip çıkılamayan vatan toprağın
Dalından kopan sararmış yaprağın
Uçupta yellere gidişi gibi.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.