4
Yorum
2
Beğeni
4,8
Puan
1551
Okunma
Her gittiğinde
biraz daha birikti düşürdüğün izler
seni hatırlamalarımın içinden eşyaların çıkıyor
mavi kokun
masal gibi saçların
bir avuç öfken
demiştim sana
giyotinler aşk kapanıdır demiştim
her masalın bir celladı vardır demiştim
darağacı aslında hiç de dar değildir demiştim
darağacında dargın aşıklar susar sadece demiştim
bir cümlenin daha içini sökesim var
söküp içini pas tutmuş acılarımı doldurup
kendi çukurumun bir gölgesine gömesim var
son hırıltısını da bana armağan verecek bir gölgeye
ellerini düşünmek bile
daha yeni bileylenmiş bir ağrının üstünde yürür gibi
spazm etkisi yaratıyor aklımda
düş kaslarımın kasılması gibi
ellerini işte
dokunduğun değil aslında
öldürdüğün yerlerimi takip et
o ellerinle işte
o bestesiz müziği dinlerken
ellerinle nasıl da
yeniden seni doğurduğumu hisset
işte bu günler
hani bu kopya günler
artık kopya bile çekemiyor ruhunun acizliğinden
bu günlerde
ne yeni bitme perilerle sevişebiliyorsun
ne de tanıklık edebiliyorsun soğumuş geçmişine
her gittiğinde
onulmaz yaralarım
biraz daha aralanıyor
kanattığın anılarımda
ve ben
ve ben işte
biliyorum aslında
gitmelerin de bir canı olduğuna
bir gün gözü açık gideceklerini aslında
sevdasızlıktan yağamayan bir bulut gibi
biliyorum işte
biliyorum
aşığa malum olur...
Oktay Coşar
5.0
80% (4)
4.0
20% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.