0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1063
Okunma
anlattığım eve bir daha gittim, kiracı çıkmıştı, ev bomboş soğuk ve ruhsuzdu
Hep kapında bekledim
Hasretinle yandım
Ah camları parmaklıklı ev
O siyah kapının arkasında
Sanırdım ki bir küçük çocuk var
İçeri girince seslenecek
-Benim ismim Ahmet
Seninki ne?
Çocuk odasının önüne geçip
-İşte benim odam
Oyuncaklarının başında
-Ben ne kadar uğraştım onu yapmaya
Hep hayal ederdim ki
Birlikte ağaca çıkacağız
Dut yiyeceğiz
-Dut sever misin?
Ben çok severim
Ah saçları sarı yüzü çilli çocuk
Ne kadar özlüyorum seni bir bilsen
Eğer kalksam da birgün
Kapına geliversem
Beni içeri alır mısın?
Gezdirir misin o küçük evi bana
Oyuncaklarınla oynatır mısın?
Ya peki sorar mısın,
-Abi neden ağlıyorsun? diye
Gittim, o dünyanın en güzel kapısından
İçeri girdim de
Ne içeride o çocuğu buldum
Ne bahçede dut ağacını
Duvara karaladığı resimlere bile
’Badana’ yapmışlar
Sözü uzatmayayım
Anladım ki, ’Ev’ dediğin
Soğuk duvarlardan
Ruhsuz kapılardan başka bir şey değilmiş
Mayıs 2011
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.