0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1044
Okunma
Sanıldığı kadar değil
Bitmeyecek bu çile
Bu susmalar bitmeyecek
Gel gör ortasında çaresizliğin
Rezil ve rüsvaca…
Gel gör eylülün şafağını,
Hüznün girdabında zamanla pençeleşen yıllarımı…
Eylülde gel
o şafakta
kar ve buz içinde
dökülmüş yapraklar arasından...
Eylülde gel
hüznün efkârlı yüzüyle pençeleşsin zaman
ne pişmanlık olsun içinde
ne de düşmanlık...
Eylülde gel
bir kuş çığlığında...
Eylülde gel, eylülde
Hüznünü dağıtarak,
Geceye hükmederek gel…
Eylülde gel
Hüznünü ortadan dağıt
Çilenin kır belini
Se/n/sizliğin ortasına
Bir kılıç yarası gibi kurul…
Eylülde gel
Hüznünle birlikte,
Kaybetmeden kendini
Zamanın kasvetli rüzgârından,
Acıların ırgatlığından arınarak…
Eylülde gel
Sarhoşluğunda eylülün dağıt hüznünü
Yollara düş, kır çiçeklerini topla baharda…
Eylülde kuşat acıların cümlesini
Yarasına tuz bas geçmişin
Kasvetli rüzgârlarla gel
Eylülde gel mutlaka
Ertelemeden düşlerini...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.