7
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1214
Okunma

Kuş ve dev çok çâresiz; her ikisi azapta
Çırpınıyorlar son kez, sona yakın etapta
Dev kuş da gagasıyla, mârın gözüne vurdu
Son bir hamle diyerek, dev, bıçağı savurdu
Ve sapladı yılanın, pullu, kalın boynuna
Yılan kanlar içinde, düştü devin yanına
Fakat dev kalkamadı, düştüğü taşlı yerden
Hiçbir şey kalmamıştı, gözlerindeki ferden
Dev, kanlar kusuyordu, ağarmış sakalına
Belki yem olacaktı, ormanın çakalına
Kuş, başını dayadı, kanlı göğsüne devin
Sıcağını hissetti, kalbindeki alevin
Koca bir ömür verdi, kuşu yaşatmak için
Onunla doldu içi, içinde mahfî hiçin!
Ervâhın nevâsıydı, kuşun âh u figânı
Bu ses için terketti, dev içindeki cânı
Bu kuşta pinhân idi, kâinattaki her sır
Sırrına ermek için, varlık oldu bir sıfır
Ölmeden önce ölmek, şart ebedî gülmeye
Madde karanlığını, nûr-u aşkla delmeye
Devin başında durdu, kuş, içini çekerek
Ve gözlerine baktı, ince boynu bökerek
Koca dev üşüyordu, titriyordu bir yandan
Tüyleri ıslanmıştı, yağmur gibi giryandan
Onun üstüne gerdi, kuş uzun kanadını
Isıtmak için biraz, manevî nevzâdını
Kuşun gözyaşı aktı, devin dudaklarına
Yanağını dayadı, solgun yanaklarına
Aşktan akan gözyaşı, rûha gençlik iksiri
Ancak hür aşk kurtarır, bedendeki esiri
Soner Çağatay / 25 Aralık 2010 / Wuppertal
Kelimeler:
Mâr: Yılan
Giryan: Ağlamak
Nevzâd: Yeni doğmuş, bebek
Ervâh: Ruhlar
Nevâ: İnilti
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.