10
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
3127
Okunma


Bir gecenin gözyaşları arasında
Şehre indi hüzün
Her satır yalnızlığa gebe
Durduramıyorum saatleri ve dakikaları
Saatim hep sensizliği beş geçe
Ne tuhaf şey
Çığlıkların başkentinde sessizlik
Damarlarımda gezinen özlemin
Söylenecek bir cümle var biliyorum
Gitme diye başlayan içimde
Nereye sakladım bulamıyorum
Darmadağın olmuş içim
Her şey yerli yerindeyken
Yokluğun fark ediliyor diye
Dünden armağan yarına ölümler
Cam buğusundan bakıyor aynalara aşk
Hâlbuki söylenecek tek bir söz bile yok
Yine de her şeye rağmen
Birden seslendi içimdeki yalnız adam
Eski dostu şehre
Haykırırcasına;
Bulutlar güneşi saklarken beyaz yalanlarında
Ve dalgalar çarparken yüreğinin kıyılarına
Bir rüzgâr götürür seni ya geçmişe
Tam o an
Sorarsın ya birden kendi kendine
Her ilkbaharın sonunun yaz olması gibi
Bu içimdeki sonbahar yalnızlığıda
Bir gün yaz düşlerine dönüşecek mi?
Yoksa hep malum son mu yaşanacak
Güneşin doğuşu batısı misali
Bütün aşklar birer birer
Aşk mezarında mı buluşacak
Kara topraklar örtülürken bir sevda masalına
‘’ ruhuna el Fatiha ‘’ diye mi seslenilecek
Son söz mü bi aşkın ardından
Yaşandı ve bitti
Ölümüne sevdalar
Ölümlü sevdalara mı işaretti
Yoksa hastane avlusunda mı kaldı
Onca söz ve yeminler
Hepsi bir dem gözyaşının ardından
Kalbin tozlu raflarına mı itildi
…
Öyleyse benden buraya kadar ey dost
Benim rotam belli oldu artık
Yalnızlıklardan yarsız yarınlara gidiyorum
Ya da sonumuz mavi sonsuzluk
Geçmişe gömüyorum
Yaşanmış ve yaşanacak olanları
Ben elimde bir bavul yalnızlığıyla
Kaybetmeyi seçiyorum
Aşkın tarifini mi istiyorsun hala?
Bu yalnız adamdan sen ey dost
O zaman son sözlerim olsun bunlar sana ;
…………
Belkiler şehrini geçerken
Keşkeler sapağına sapmadan
Gelirken sol yanımızda
Giderken kalan sağlarda kaldı aşk
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.