1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1954
Okunma

Adımlarıma hem “dur” hem de “koş” diyen yârim,
Irak ufukların öteki yüzünde solmuş
Karanfil kokulu hasretimsin
Mevzi sağanak gök gürültülerinin sevabı
Her iki küremde yeşeren o rayihasız kır çiçeklerimin
Muska misali koynumdasın,
Adı günah bile olsa özleminin…
Kıymetini anladığımızda susuzluğumuzun
Bakar dururuz uzayıp giden keçiyollarına
Kuruyan nehrimizin yankısız yataklarında
Sarılır engin kollarımız sımsıcak çamurlarımıza
Islanır ayakları
Balçık ovaları adımlayan cılız ruhumuzun
Gözyaşlarımızın yağmurunda arınır
Doyasıya kanar bucaksız yanılgılarımız, dupduru lülelerinde yokluğumuzun…
Düğümleriz hep özgür rüzgârlarımızın kanatlarını
Solgun sevgiler uçuşur onun yerine
Bir kez tadına vardı mı mavilerin,
Bilirsin dönmez gerisin geriye
Evham, ağlarında çırpınırken kör ilmeklerimizin
Gölgesi olur gökkuşağı
Solgunlukla koldaş buz beyazı hislerimizin…
Vursun canı sıkkın, deli dolu dalgalar
Var olmayan sevdasıyla sellerinin
Göç ederken biz apar topar başka mevsimlere
Öpsün bir tutam kıyısını
O kapkara izlerimizin…
Üç günlük bir kelebek aslında hislerimiz,
Hep mükemmel sandığı çiçeklerin renginde gözlerimiz
Biz tecrübelerimizin öksüz çocuklarını göz ardı ederek uzaklaşırken Bizliğimizden
Zaman terk eder bu diyarları,
Gasp ederek umutlarımızın son kalp atışlarını,
Keşke akıl edebilsek
Bohçamızda kalan kırıntılarımızı tek tek saymayı…
5.0
100% (2)