51
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
2907
Okunma


Ritimsiz bir müziğin notasıydı hüzün.
Mevsimsiz melodiler cemre gibi düşüyordu bozkırlara,
Firar ediyordu ay erguvanlar arasından.
Hercai bir susuş gizlice emziriyordu geceyi
Zulasından hasret damlarken…
Bedeli söylenmemişti hayatın.
Ellerinde emanet bir düş gibiydi zaman.
Bir kenarda unutulmuş sevmeler
Çırılçıplak dolanıyordu
Yitik melodinin barınaksız gözyaşlarında.
Sürgün veren yürek
Gurbetçi bir özlemle
Cama dayıyordu sevdanın alnını.
Söyleyemediklerini söyle bana
Güneş eskimeden.
Vakit var deme sevmenin telaşıyla,
Hecele aşkı kulağıma.
Uçuk pembe bir düşü anlamak ne kolay.
Yeter ki sen anlat,
Kutsayacağım dudaklarımla.
En nazlı yerine dokun gecenin,
Ellerin terlerse
Tenimin nefesiyle sileceğim….
Takvimleri yırtsam içimdeki siren seslerine inat.
Süzülse avuçlarımdan ödülsüz sonbaharlar.
Ayın sevdası düşse kollarımın üstüne
Bozkırlara dalıp gitsem,
Yansam canevimden.
Yarım kalmış bir bestenin notalarını
Sende saklasam.
Söyler misin bana
Dudaklarımdan aldığın şarkının yerini.
Ben mayısta doğmuşum, üşümeyi bilmem,
Eğer üşürsem uzun sürer gece.
Sinsi bir karanlık yapışır yakama,
Ay üstüme sürülür.
Ruhumun en ücra köşesinde
Hicret eder sürgünlerim.
Ne olur sorma bana ellerimdeki titremeyi,
Sorma deli dolu sevdamın gizlerini.
Bilmez misin
Adımın güz yağmuru olduğunu
Ve avuçlarında yeşerdiğimi.
Bilmez misin
Her gece uyumadan önce gülüşüne serpildiğimi.
Şimdi, çöz saçlarımın pembe kurdelesini
Ellerinin arasına al.
Ölümsüzlük yerine seni giyineceğim...
Zeynep Nilgün Gökçeöz
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.