13
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1772
Okunma
Hikâyeden şiire uyarlanmıştır.
Kurum kurum kurulurmuş; ne Mecûsi, ne Budist!
Dostlarım! Söz konusu zât, inan olsun, ateist!
Bir gün ormanda gezerken, doğaya hayran hayran!
Boz bir ayı peyda olmuş, hâliyle donmuş o an!
Aklı çıkmış bizimkinin, korkudan benzi atmış;
Ve yağlamış tabanları; ayı da kovalamış.
E, can vermek kolay değil bir ayı pençesinde;
Kalbiyse, durdu duracak, nefesi ensesinde.
Bir kütüğe takılınca, düşmüş, ödü patlamış
Koca oğlan pençeleyip, üzerine atlamış.
Bizim ateist şappadak; “Aman Allâh’ım!” demiş.
Birden bire zamân durmuş; akan su, akmaz olmuş!
Gökyüzünden yeryüzüne, nûrânî ışık vurmuş;
Sonra iliklere geçen, ilâhî ses duyulmuş!
“Dedin: hilkat, kozmik hata; inanmadın sen bana!
Yıllardan sonra mı geldi; sefil aklın îmâna.”
“Şimdi yardım istiyorsun: ben, dâim affederim;
Yalnız affetmekle kalmaz, şanslı kulum ol derim.”
Adam, utanca boğulmuş; “Beni iyi bilirsiniz!
Dindar olmam haksızlıktır, olmayım dilerseniz.”
“Biliyorum nankör kulum; hakkımdan geçiyorum!”
“Ama ayı dindar olsun, gönülden istiyorum.”
Ses; “Peki!” demiş, kaybolmuş. Her şey eskiye dönmüş.
Ayı göğe pençe açmış, ağzından söz dökülmüş:
“Ya Rabb’i, senin rızkınla, açıyorum orucu;
Ha’mdolsun nimetlerine, sevindirdin muhtacı.”
07.09.2008 10.55
16.06.2009 01.08
Salih ERDEM / AYDIN
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.