16
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2111
Okunma
İçimde sessiz bir fırtına
Sessiz küsmüş bir hüzün saati tik tak eyler
Oysa mevsimlerin en güzeli gönül kapımda
Şerefsiz aşklara inat çık gel diyor er meydanına
Kus içindeki cinneti boşalt
Ödensin şükran borcu vefaya
Ah ulan ah
Uykunun göbeğinde sallanırken yarınlılar
Gene esti başımda kavak yelleri
Denizde dalga sesi
Gökte yıldızlar
Yerde tabiat ana yemyeşil
İnce hastalığı saymazsak eğer
Sağlık sıhhat çok şükür yerinde
İçimde yol havası
İçimde tedavülden kaldıramadığım körolasıca gözlerin
Bende bu kırmızılık
Sende o huysuz gamsız tavır
Ulan kaldırsana üstümden gölgeni
Açamadığın kapının bekçisi mi olur be..
Gönlünün paralelinde dönüp durdum, görmedin
Senden gayrisi haram deyip durdun geveze kuşlar gibi
Hep ben yoğurdum elimin işiyle hamuru
Bir damla su bile katmadın gönül aşıma
Sen aşı yemek sanıp doyurdun hiç doymayan karnını
Seninle saadeti değil, kendimi pişirmeyi öğrendim
Mahzende sakladın beni şarap gibi
İçmedin günah dedin
Ne baktın rengime
Ne anladın halimden
Kaşların keman, gözlerin şair etti dedin sadece
Sen kendine yetmezken bana ne senin sevilerinden
İki satır yazmayı bile beceremedin
Tava da pişen pekmez gibi baktın cemalime
Kızıllığımı Laz oğlu gördü de fizandan
Sen tadı bozmuş sirke sanıp akıttın beni gene içime
Az kalmış patlayacağım kırmızıdan
Bir yabancının avuçlarına koyacağım adresimi
Hasedinden çatlayacaksın o zaman
Canına okuyacağım senin
Ki sabrımı tükettin
Ya tamamen git semtimden
Yada az kalmış patlayacağım kırmızıdan
Lirik mavinin kollarına bırakacağım kendimi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.