2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1025
Okunma
Bir Asur tableti
Veya Mısır piramiti
Ya da Babil’in Asma bahçesinde
Kan tadıydı şarap
Ve intikam cinsimde
Gül rengiydi.
(Her leylek göçer bozmadan yuvasını
Bir ben yaktım bütün kütüphanelerini şehrin.)
Mağarada ışıksız ve dahi aşksız gecelerim
Söz de bütün incilerim
Kimi zaman büyücü,kimi kahin
Kimi rahip,kimi ozan
Hem sırtlanı besledim hem oldum şahin
(Gül kokulu medeniyetin sancılı doğuşu damlanın istiridyeye temasıyla başlar.)
Sırrını indirip gökten
karanlık yüzlerdeki mahrem meraklara
Bir hakikatte bin putun direnci
Milim milim
Santim santim
Mevzi mevzi
Sandık ki kopacak bütün sıvası
Düştükçe yenilendi zihni.
Haykırdım
Gökler,dağlar ,taşlar yankılandı sesimde
İnanmanın huzuru asırlardır aydınlık nefsimde
İnsanı yücelten ateş yanar
Bahçesinde,çeşmesinde,hanesinde.
Yıkandı gökler boydan boya
Ve bütün kara delikler girdi hizaya
Mana üstünde yorulan bunca kafaya
Bir medeniyet algısı,
Bir kavram bohçası ,
Sayıldı mirasa.
Dehlizleri
Fırtınalı denizleri
Ve insan meçhulünün okyanusu
Merkezinde evrenin göz bebeği
Sen dolduracaktın, senin teşrifin uçuracaktı
Gündüzü geceyi.
Kabileleri yekdiğeri kaldırdı ortadan
İhtirasın cehennem ateşiydi savrulan
Ne bayrakları, ne dilleri
Kaldı geriye
Barış kundakta
Doğmayan çocuk dünya yaşında.
Bizdik bütün masalların hem üstü hem de ötesi
Bize sundular bütünüyle helal
Hira’dan süzülen en aydınlık güneşi
(Çam ağaçları her son bahar mevsiminde kendinden fazla sayıda tohumu toprağa döker. Her bahar toprak,kendi türünden yepyeni fidanlar sunar.)
Sinan YILMAZ
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.