6
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1429
Okunma
Viran dağlar yutarken cılga yollarını varışların,
Volga’da bir Lotus’tu çiğ tanesine muhtaç gözlerin.
Tütün zamanındaki ırgatların çilesi
ve ağlama duvarında donarken yalvarışlarım.
Al..! aşkı yeniden tarif et,sun geri bana
bilirim;büyük kelamdır,özünden çıkan sözlerin...
Hazar’da ürkek ceylana düşmeden tetik,
o anki;bütün siyah beyaz anılarla sendeydik.
Sürülürken Martin’niye son fişenk,
arkasında Kaf Dağı’nın bir bedendik....
Ruhum uçarıydı deli taylar vadisinde Ihlara’nın,
bin sene bekçi durdum kapısında, yedi uyurların.
Yarımdı sürgüne gittiğimde Babil bahçeleri,
sana kavuşmanın feyziyle tamamladım her yeri.
Yontumdan çıktı bütün sevdalar,
o günden beri...
Ben yapacakken tam Eros’u doludizgin usatlığımla,
yakalandım suç üstü mermer ocaklarında saflığımla.
Divanını kurup,Timur’un Semerkant otağında
kanayan çatlaktı aslında yüreğim,dudağımda...
Demirciler asılırken körüklere,
yapmak için baltanın en hasını...
Genede okudum bağırarak,
sana varmanın duasını.....
Benden öğrendi Kerem,o görkemli oyuklarını,
demir kanatlı kuşlar verdi bir zaman,soluklarımı.
Moğullar’dan kanat çalarak vardım, doldur anaya
cehennem çukurunda çekildim inzivaya..
Sayarım rahmet şimdi dilek taşlarının vuruşunu,
belki;
verir diye biri senin kokuşunu........Kasım.