Bir ağır yürek yangını Çökmüş İçimde bir yerlerde Ta derinlerde Sızım sızım sızlar Can damarlarıma iner acılar Söker alır düşlerimi Hain bir el
Mor menekşelerin Boynu bükük Mahzun Tıpkı sessiz Çağlayan gözlerim gibi Altın sarısı saçlarım Kömür isi Gön karası şimdi Umutsuzluğun dibinde Kayboluyorum
Hüzünlerin ıssız şehrinde Yetim kaldı Çocukların bak Örümcek ağına düşmüş tutsak Her türlü işkenceye vurulmuşken Çaresiz …
Dağlarını simsiyah Bulutlar Ovalarını kızgın çöl ateşi sardı Denizlerin yosun tutmuş Küf kokar her yan Mavilikleri ise çoktan yitmiş Gökyüzünün Karanlık bir perde sanki
Nefessiz kaldık anla Ciğerlerimiz köz gibi İçten içe, yanıyor İliklerimize kadar tutuştuk Bu nasıl bir çile İlmik ilmik dolanır boynumuza Yanar yanar da Küle döneriz
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kısa dizelerle akıcı bir anlatım tarzınız var. Bu özgün tarzınızı değeiştirmeyin derim. Şiirde önemli olan kelime sayısını azaltarak anlamı çoğaltmaktır zaten. Selamlar, saygılar efendim.
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter….. Bugün yaşıyorsak özgür ve bağımsız sendendir Atatürk...Çok güzel dizelerdi.Yüreğinize sağlık.Selamlar
Nefessiz kaldık anla Ciğerlerimiz köz gibi İçten içe, yanıyor İliklerimize kadar tutuştuk Bu nasıl bir çile İlmik ilmik dolanır boynumuza Yanar yanar da Küle döneriz
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
Ezilir un geliriz, bir ölürüz bin geliriz, bizi vurmak kurtuluş mu ...Evet Atamızın izinde onun fikirlerini daha da ilerilere götürerek ülkemize karanlığı getirmeye çalışanlara karşı onun emanetini korumaya ant içmiş bir gençlik ve bir kuşak var yok öyle yağma, bakmayın şimdi haramilerce kuşatıldığımıza, geldikleri gibi gidecekler değil, geldikleri gibi onları göndereceğiz... saygılar güzel kalemine ve değerli şiirine şairem...
Bir ağır yürek yangını Çökmüş İçimde bir yerlerde Ta derinlerde Sızım sızım sızlar Can damarlarıma iner acılar Söker alır düşlerimi Hain bir el
Mor menekşelerin Boynu bükük Mahzun Tıpkı sessiz Çağlayan gözlerim gibi Altın sarısı saçlarım Kömür isi Gön karası şimdi Umutsuzluğun dibinde Kayboluyorum
Hüzünlerin ıssız şehrinde Yetim kaldı Çocukların bak Örümcek ağına düşmüş tutsak Her türlü işkenceye vurulmuşken Çaresiz …
Dağlarını simsiyah Bulutlar Ovalarını kızgın çöl ateşi sardı Denizlerin yosun tutmuş Küf kokar her yan Mavilikleri ise çoktan yitmiş Gökyüzünün Karanlık bir perde sanki
Nefessiz kaldık anla Ciğerlerimiz köz gibi İçten içe, yanıyor İliklerimize kadar tutuştuk Bu nasıl bir çile İlmik ilmik dolanır boynumuza Yanar yanar da Küle döneriz
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
çok güzeldi kıyamadım bir kıtasını diğerinden ayırmaya..finalde harikaydı yüreğinize yüreğinizin sesine sağlık ..varolun..sevgilerimi bıraktım sayfanıza
Dağlarını simsiyah Bulutlar Ovalarını kızgın çöl ateşi sardı Denizlerin yosun tutmuş Küf kokar her yan Mavilikleri ise çoktan yitmiş Gökyüzünün Karanlık bir perde sanki
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
Bana birşeyler olur böyle şiirleri okurken gözlük camlarım mı buğulanır yüreğim daha mı hızlı çarpar daha biz varız bu vatanıın uğruna can vereceğiz demek için çok mu zaman kaybettik derim . Hüzün çöker yüreğimi. Atamın gözlerinin mavisindedir sihir biz yaşlandıksa evlatlar, torunlar, can feda olsun . çok güzel di canım Sevgilerimle
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…....................................Bu dizeler bana sadaece Atatürk'ü anlatır...
Kutlarım yürekten çok güzel bir şiir olmuş var olun.
Bir ağır yürek yangını Çökmüş İçimde bir yerlerde Ta derinlerde Sızım sızım sızlar Can damarlarıma iner acılar Söker alır düşlerimi Hain bir el
Mor menekşelerin Boynu bükük Mahzun Tıpkı sessiz Çağlayan gözlerim gibi Altın sarısı saçlarım Kömür isi Gön karası şimdi Umutsuzluğun dibinde Kayboluyorum
Hüzünlerin ıssız şehrinde Yetim kaldı Çocukların bak Örümcek ağına düşmüş tutsak Her türlü işkenceye vurulmuşken Çaresiz …
Dağlarını simsiyah Bulutlar Ovalarını kızgın çöl ateşi sardı Denizlerin yosun tutmuş Küf kokar her yan Mavilikleri ise çoktan yitmiş Gökyüzünün Karanlık bir perde sanki
Nefessiz kaldık anla Ciğerlerimiz köz gibi İçten içe, yanıyor İliklerimize kadar tutuştuk Bu nasıl bir çile İlmik ilmik dolanır boynumuza Yanar yanar da Küle döneriz
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
ŞİİR VE İFADE ÇOK MÜKEMMEL HOŞ BİR SERBEST ŞİİR KUTLARIM SAYGILARIMLA.
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz.... ************************ *Ve final!.. Gerektiği gibi. Kesin, yâni net, yâni ibret verici. Kalem ve yürek işini biliyor. Doruk, şairenin ulaştığı nokta. Takdir bizim.. Sevgiyle kalın!
Ayın altında kağnılar gidiyordu. Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişmiyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle. Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık, kısacıktılar, ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında ve ayakları altından akan toprak, toprak ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizliyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. Ve kadınlar, bizim kadınlarımız : korkunç ve mübarek elleri, ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yârimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve karasabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı, aynı yorgun alışkanlık içindeydiler. Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu. Ve ayın altında kağnılar yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.
«6 Ağustos emri» verilmiştir. Birinci ve İkinci ordular, kıt'aları, kağnıları, süvari alaylarıyla yer değiştiriyordu, yer değiştirecek. 98956 tüfek, 325 top, 5 tayyare, 2800 küsur mitralyöz, 2500 küsur kılıç ve 186326 tane pırıl pırıl insan yüreği ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz kımıldanıyordu gecenin içinde. Gecenin içinde toprak. Gecenin içinde rüzgâr. Hatıralara bağlı, hatıraların dışında, gecenin içinde : insanlar, âletler ve hayvanlar, demirleri, tahtaları ve etleriyle birbirine sokulup, korkunç ve sessiz emniyetlerini birbirlerine sokulmakta bulup, kocaman, yorgun ayakları, topraklı elleriyle yürüyorlardı. Ve onların arasında Birinci Ordu İkinci Nakliye Taburu'ndan İstanbullu şoför Ahmet ve onun kamyoneti vardı. Bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet : İhtiyar, cesur, inatçı ve şirret. Kırılıp dağlarda kalan sol arka makası yerine şasinin altına, dingilin üzerine budaklı bir gürgen kütüğü sarmış olmasına rağmen ve kalb ağrılarıyla ve on kilometrede bir karanlığa yaslanıp durduğu halde ve vantilâtöründe dört kanattan ikisi noksan iken şahsının vekarlı kudretini resmen biliyordu : «6 Ağustos emri»nde ondan ve arkadaşlarından «... ihzar ve teşkil edilmiş bulunan ve cem'an 300 ton kabiliyetinde kabul olunan 100 kadar serî otomobil...» diye bahsediliyordu. İhzar ve teşkil olunanlar, bu meyanda Ahmet'in kamyoneti, insanların, âletlerin ve kağnıların yanından geçip Afyon - Ahırdağları ve imtidadına doğru iniyorlardı.
Ahmet'in kafasında uzak bir şehir ve bir şarkı vardı. Bu şarkı nihaventtir ve beyaz tenteli sandalları, siyah mavnaları, güneşli karpuz kabuklarıyla bir deniz kıyısındadır şehir.
Vantilâtörde adedi devir düşüyor gibi. Arkadaşlar ileri geçtiler. Ay battı. Manzara yıldızlardan ve dağlardan ibaret.
Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet, çınar dibinde iki mars bir oyunla yenip Bücür'ü, kalk, sıra servilerin önünden yürü, çeşmeyi geç, mektep bahçesi, medreseler, orda, Harbiye Nezareti'nin arka duvarında siyah çarşaflı bir kadın çömelip yere darı serper güvercinlere ve papelciler şemsiye üstünde papaz açarlar.
Motor mızıkçılık ediyor, bizi dağ başlarında bırakacak meret.
Ne diyorduk oğlum Ahmet? Dökmeciler sağda kalır, derken, Uzunçarşı'ya saparken, köşede, sol kolda seyyar kitapçı : «Hikâyei Billûr Köşk», altı cilt «Tarihi Cevdet» ve «Fenni Tabâhat». Tabâhat, mutfaktan gelirmiş, yani yemek pişirmek. Hani, uskumru dolmasına da bayılırım pek. Yaldızlı kuyruğundan tutup bir salkım üzüm gibi yersin.
İlerde bir süvari kolu gidiyor, saptılar sola.
Uzunçarşı'yı dikine inersin. Sandalyacılar, tavla pulcuları, tesbihçiler. Ve sen İstanbullu, sen kendi ellerinin hünerine alışmış olduğundan şaşarsın İstanbullulara : ne kadar ince, ne çeşitli hünerleri var, dersin. Rüstem Paşa Camii. Urgancılar. Urgancılarda yüz parça yelkenli gemiyi ve hesapsız katır kervanlarını donatacak kadar urgan, halat ve dökme tunçtan çıngıraklar satılır. Zindankapı, Babacafer. Uzakta Balıkpazarı. Kuruyemişçiler. Yemiş iskelesindeyiz : sandalları, mavnaları, güneşli karpuz kabuklarıyla yüzüne hasret kaldığım deniz.
Sol arka lastik hava mı kaçırıyor ne? İnip baksam...
Yemiş iskelesinden dilenci vapuruna binip Eyüp'te Niyet Kuyusu'na gittikti. Elleri yumuk yumuk, bacakları biraz çarpıktı ama, yeşil zeytin tanesi gibi gözler. Kaşları da hilâl gibi çekikti. Tam Kasımpaşa'ya yaklaştık, beyaz başörtüsü...
Lastik hava kaçırıyor. Derdine deva bulmazsak eğer... Dur bakalım Babacafer...
Üç numrolu kamyonet durdu. Karanlık. Kriko. Pompa. Eller. Küfreden ve küfrettiğine kızan elleri lastikte ve ihtiyar tekerlekte dolaşırken Ahmet hatırladı : bir gece nüzüllü babaannesini sedirden sedire taşırken kadıncağız...
Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet, sana tek başına verilmiştir üç numrolu kanyonet. Hem, hani bir koyun varmış, kendi bacağından asılan bir koyun. Süleymaniyeli şoför Ahmet soyun...
Soyundu. Ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak ve kırmızı kuşak, Ahmet'i postallarının üstünde çırılçıplak bırakarak dış lastiğin içine girdiler, şişirdiler.
Bu şarkı nihaventtir. Deniz kıyısında bir şehir... Beyaz başörtüsü...
Saatta elli yapıyoruz... Dayan ömrümün törpüsü, dayan da dağlar anadan doğma görsün şoför Ahmet'i, dayan arslan...
Hiçbir zaman böyle merhametli bir ümitle sevmedi hiçbir insan hiçbir âleti...
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz.... ......................Şiir içerikli ve güzel olmuş--5 Beğeni ile okudum...Kutlarım efendim
Sen ki güneşin oğlu.. Sen ki cihan lideri Sarı şaçlı ,mavi gözlü . Dev adam Karanlıkları boğmaya Bir bakışın bir ışığın Yeter…..
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz....
Yeniden diriliriz,asla pes etmeyiz.Vatan ve bayrak her şeyimiz.Mükemmel bir eser okudum kaleminizden,heyecanla okudum,tebrik ederim,sevgi ve selamlarımla.
Sanma ki Yenilir Aman dileriz Bir ölür bin diriliriz Tarihlere destan yazmış Bir milletiz.... ========================= Kahramanlık ruhun hep var olsun can şairem. Mükemmeldi. Beğenerek okudum. Hoş anlatım. Saygı ve selamlar.
Mor menekşelerin Boynu bükük Mahzun Tıpkı sessiz Çağlayan gözlerim gibi Altın sarısı saçlarım Kömür isi Gön karası şimdi Umutsuzluğun dibinde Kayboluyorum
Hüzünlerin ıssız şehrinde Yetim kaldı Çocukların bak Örümcek ağına düşmüş tutsak Her türlü işkenceye vurulmuşken Çaresiz … ******************* çünkü bir yanımız insandı hep o mihvalde kaldık kimseye kötü demeden şimarmadan sadece yüreğimizdekini yani sevgimizi verdik karşılığı biraz ağır bedeli çok zor olsada ne kadar borcumuz varsa ödedik
yüreğimizin sesi ne derse o...artık orda hep o sevgi ağacının altındayız... şiirler söylediğimiz tek türkümüz istemesenizde dinleyeceksiniz.. güzel anlatımdı sevgiler saygılar
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.