4
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
2000
Okunma

delibozuk bir yangı
yol türküleri miydi uzun
neydi parmak uçlarında sancıyan
ayrık ateşi, köze yanan pencereler gibi
yüzünün şeklini aldıkça sadabad yokuşu
pürtelaş koşanlardı sağlıkocağa çalışanları
bir o yana, bir ayla’nın çamaşır sarkıtlarına
göğeren her yüz; iklimi kayıp coğrafya
dolapdere’den sola sapanlarsa tersyüz !
-kaşları hiç çatılmadı bana
azıcık şairim, ondan galiba
kendinden önde gölgesi adımladığında sokağa
deretaşıran yıldızlar yağardı
bir bakışı vardı pencereden belüstü sarkanlara
göğün yüzü eskiyen ceketler gibi daralırdı
birileri gözleriyle kelepçelediğinde ayla’yı
fırtınalar ese dursun, parçalanandı şimşekler
şeyda bülbüller susar, güller susardı
kanla kırmızıştırırdı gülleri
iki yana açılan kol, demirkol
hayır merhametli kol
kuş beslemeyi becerdiydi yemsiz
-her nasılsa
beceremediydi yürümeyi karlıçatıda
sanarsın ki aldattıydı ayla’yı
öpüştüğünde bacayla
sokağı taşıran son damla
dimitri, boy boy kasımpatı beslerdi yağmurlan
-bu yüzden ölüverirdi yapıncaklar yaz günleri
kantaşları artırırdı yüzümden
başladığında ermeni nostaljisi
birileri aralıksız çekiştirip dururdu
altımdaki iskemleyi
-azıcık şairdim ya galiba bundan
koşuluydu ayla biraz çekingen
ve hep beyaz
her sese yabancı, uzaktı pencerelere
bir kez açıldıydı gözleri
ondokuzunda girdi ilk şiirime
tutkunuydu dimitri’nin
on yılı aşkın
aşktan mı bilinmez
korkudansa anlaşılmaz
vurduğunda usturayı boynuna
bir kabadayı yazıldıydı tarihime
fazla aşktan !
Devin Karaca
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.