27
Yorum
1
Beğeni
4,9
Puan
3730
Okunma

Çalar her biri ayrı ayrı zamansız
Önce irkilir , sonra heyecanlanırsın
Nerden ... kimden ... niçin ... ?
Nasıl da umutla koşarsın ...
Yıl bin dokuz yüz doksan sekiz
Yirmi üç kasım sabahı .
Çalar yine sır dolu güneşin ışıklarıyla
Açarsın ürkek bakışlarla ,
Ellerin titreyerek .
Ağlayan , hıçkıran bir ses ve acı
Yıkılırsın bütün benliğinle sessizce
İstemiyerek ...
Telefon sesleri susmak bilmez ki
Yıl iki bin ağustos yirmi
Yine çalar bir telefon sesi
Güneş batımıyla ikindi vakti
Hüzünlü bir ses seni çağırır
Bulunduğu yere ...
Yalan dolana kanar gidersin o dereye
O yer yer değil mahşer olmuş sese
Ceylan gözlüm canım yatar yerde
Arkadaşı telefon açmıştı ya ...
O da ’ Anam hemen gelirim ’ diye
Gitmişti pikniğe bir su kenarına .
Yine piknikteydi , lâkin üstü ıslak
Yatıyordu yerde sessiz vedasıyla .
Nasıl anlatsam acılarımı yetmiyor kelimeler ,
Yanan ana ve kardeş yürekler ,
Kalplerin acısıyla toprağı kazan kürekler .
Bir telefon sesi , çalar ansızın zamansız ...
5.0
93% (13)
4.0
7% (1)