/Değil mi ki, kavgasını yitirmişin
artık ev’e, evine dönmesi kabil değil/
Beni,
çocukları korkutan adamın
sokağında pusuladılar
anne Ağzım kan revan
ağızları salya ve pislik içinde
Türküme sövdüler, şarkılar söylediler
düşerken dizlerim; toprak yandı avuçlarımda
deli deli patladı çığlığım
Bir yanlışı haber verircesine
ürperdi apak güvercinler
Sülü’nün vurulduğu pencere kenarında
küçük bir
çocuk dudaklarını ısırıyordu
Sardunya kokarken
genç kızların astığı çamaşırlar
Güneş yolunu yitirdi
karanlık dile geldi kentte
Otobüs durakları yorgun
karanfiller sağır düştüğünde;
Bağımsızlık artık
babamsızlık kadardı
anne Beni,
çocukların geleceğini çalan adamın
Karayasa’sıyla tutukladılar
fikrim isyan, direncim küfürdü
birileri buz gibi su’yla kırdı sırtımı
kamışıma tel ör
güler taktı kimileri
Parmak uçlarımı kopardılar
saçlarım, paramparça bir coğrafya kadar dağınık
artık bir gömleğim bile yok
anne / Beni bekleme, taş atmaya gidiyorum; çocuklara kurşun
atanlara/
Devin Karaca