4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
2258
Okunma

Tanrılar sofrasında bir kadın,
Karnındaki çocuğuyla güneşi kutsuyor
Düşünde bir düş daha görüyor,
Kuşlar ölüyor suda boğularak.
Kadın tuvalde bir cesedi boyuyor,
Fırçasında biriken ara renkleriyle
Mavinin üvey evladı mordan alıyor hıncını
Sarının hünerli çocuğu yeşile batırıyor hüznünü
Ve cesedi sarmalayıp atıyor boşluğa.
Tanrılar sofrasında bir adam
Gölgesini kırbaçlıyor hiddetiyle,
Cehennem çığlıkları bitişiyor ruhuna
Acı uyanıyor göğsünde,
Umut daralıyor.
İpotek edilmiş vücutlarda raks ediyor enstrümantal ağrılar
Ve notaları sevişgen ezgiler üfürüyor kavalından
Mağrur bir tanrıça.
Ölümün kızı savuruyor saçlarını esrik düşler boyu
Ölü şiirler doğuyor geceye
Esirgenmiş sözcüklerin hükümdarlığında.
Kadın ve adam
El ele
Bir şiirin içinden düşüyorlar
Kangren geceye
Sustukça susuyor ölüm.
Bağırıyor şair..!
Enkaz yığını yüreğinin arazlarından
Uçurumun kıyısından bırakıyor
Kanlı hecelerini
Tanrı`nın ceplerinden taşıyor sürrealizm.
Ve her satırın sonunda bir ünlem imi!
Her satırın başında ölü kelebeklerin
Tanrısal seyriyle.
Aslı Ardıç
Mart`2008
Ortanca Sanat ve Edebiyat Dergisi Sayı:18
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.