43
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
3059
Okunma

Şans değildir, kapıyı çalan
İyi bilinen her şey.
Kim bilebilir netice-i ahvalını
Dün gece yine çaldı kapımı,
Gözümle gördüm,
İyi bilinen şeyin yalanını.
Tıkadım, genzine kadar
Çıkartmadım sesini sedasını
Korkmadım,
Ama, pek cesurda sayılmazdım.
Zelzele var gerdanımda
Bronşlarım şişme balon
Acıması kalmamış,
İhanet ediyor azalarım,
Bir başka ihanette aklaşan saçlarımda.
Adamın biri altmışa dayandı yaşı, halen bekar
Ne mal ne mülk ne evi, nede ameli,
Manasız bir ömür, harçsız bir duvar.
“Garibin çilesi ölünce biter” dediler.
Kandırdılar bizi daha toyken
Yoğrulma zamanı ter bıyıkken,
Bundandır teslimiyetçiliğimiz,
Bundandır tembelliğimiz.
Özlettiler ölümü bize,
Yeşermedi bağımız,
Yeşermedi bahçemiz.
Hep söylediler ve hep inandık
Her koyunun bacağından asıldığına.
Leş kokusundan geçmez oldu dört yanımız,
Burnumuzdan kokuyu,
Dilimizle tat almayı unuttuk,
Ne ahlak kaldı, ne arımız,
Kötüyü tuttuk,
Meçhule karıştı insanlığımız.
Tüyü olsam kanadında güvercinin
Uçsam barış semalarında
Sonra bir bulut olsam ve de yağmur olsam
Serpilsem gül yaprağına
Sefasını sürsem, kendimce.
Yüzük taksam, hayalimin parmağına.
09.12.2004
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.