8
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1845
Okunma

soğuk gecenin ardında
loş sokak ışıklarının altında
belli belirsiz bir silüet.....
dumanını savuruyor gökyüzüne
dilinde son bir veda şarkısı mırıldanıyor
yağmalanmış ruhunun hikayesini sayıklıyor
bikaç ay sonra doğacak
ama kendisinin asla sahip olamayacağo fidanı için ağlıyor.....
kimi zaman bir hikaye süsledi kader yazgısını
kimi zaman gerçeğin acı tarafı............
sarılıpta yattığım gökyüzünün
beyazı bulaştı alnıma
kara kara şehirler
geçerken küçük kaldırımlı sokaklarımdan
sen başına buyruk bir uçurtma
kuyruğunu kısmış
tellere sevdalı
uzun saatlerin sonunda
dinerdi hezeyan nöbetleri
gecenin uykuların üzerine çöreklendiği
hesabı tutmaz kefaret, kederim
dallanıp budaklanmış bir sevdanın
kollarıydık biz
uçsuz, bucaksız, virane
oysa
tüm hüzünleri
ellerimizin ayasındaki küçük nehirlere hapsetmiş
dudaklarımızdaki sevda mahkumlarını salıvermiş
renksiz bakan gökkuşağını kendimize boyamıştık
masallar diyarının
haşarı çocuklarıydık
büyüdük
serpildik
dağlar gibi yüreğimizi sevdaların eteklerine serdik
şimdi tüm şarkılar sana sunar
gecenin koynunda kaybederken masumiyetini
mavi gülüşlü düşler
çehreme düşer
yanılsar yabancı tebessümler
kırgınım
dudaklarını bükmüş bir çocuk oturur karşımda
masasında bir kağıt, bir kalem
yalvarır yaradana
pervasızca uçuyor bugün kuşlar
Marmara nın koynunda
kararmış bulutlar
deniz kendine ağlar
deniz
deniz dedim de aklıma geldi
sahi
benim rengim senin gözlerinde neydi?
mai.....siyah.....hangisi.....
deniz can yılmaz
5.0
100% (2)