5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1138
Okunma
Kaç yıl önceydi bilmem mahallemizden bir kız
Kalbimi nasıl oldu çalıverdi ve yaktı
Saçında mor kordelâ, ağızında bir sakız
Alev gibi bir şeydi, ona yanan helâktı
Onun tınmaz aşkından usandı da yüreğim
Çaresizliğin dinmez hüzününü yaşadı
Ele geçecek hazzı ne sandı da yüreğim
Geçip gitti bir ömür beklemeyle dilşâd’ı
Geçen gün yol üstünde rastladığım o kadın
Hasretinden yandığım şûh sevgilimdi benim
Ne sinsi bir hevesin, ne gizli bir maksadın
Peşinde değildi ve olamazdı eminim
Gövdesinin tümünde kalmamış halde tâkât
Kocasının yolunu bekliyordu şüphesiz
Geç olsa bile artık öğrendiği sadâkât
Göz parıltılarında bırakmamıştı tek giz
Ne ağızında sakız, ne saçında kordelâ
Gün boyu ya çamaşır, ya yemektir uğraşı
Düştüyse de geçmişte tevatür kötü yola
Aklar günâhlarını beyaz bir mezar taşı
(Kartal / İstanbul - 9 Ocak 1980)
Zekâi BUDAK
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.