0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1191
Okunma
Simdi haliçte eski bir esnaf lokantasında denlenmek vardı!
Camlarında yağmur damlaları,
içerisi duman altı ve rakı olmalı rakı!
’Bir yudum içip bırakacağım,fazlası dokunuyor’ diye başlamalı muhabbet
ve bir şişe daha söylemelisin gece ilerledikçe elbet...
Eskilerden söz edip yad etmek lazım simdi anıları,
eşi dostu masaya toplayamazsın belki,
belki gelmez eski günler geri
ama sen yine de söylemelisin tüm içindekileri!
Eski bir esnaf lokantası bulup oturmalı simdi,
saat çok geç olmalı
ve hatta tüm şehir uyumalı!
Bir tabak sıcak çorbayla başlayıp
bir iki porsiyon köfteyle sürmeli muhabbet
ve saat ilerledikçe tıka basa yemelisin elbet!
Çok eski bir esnaf lokantasına doğru yol almak lazım aslında,
eski sevdaların yükü omuzlarında
ve sırtında yeni yalnızlıkların kamburu!
Asfalt ışıldamalı sokak lambalarının avuntusunda,
yol boyu söylenmelisin ilkokul öğretmenine
veya hiç sevmediğin patronuna...
İstanbul’un herhangi bir yerinde,
herhangi bir anda;
eski ahşap ve tozlu raflı,kirli masalı bir esnaf lokantasında
bir bardak çay içmek gerek simdi,
dışarısı en beyaz kıştan daha beyaz olmalı
ve rüzgar çatıyla bacayla uğraşmalı.
Şöyle demi yerinde bir çay söyleyip gam yüklü bir türkü tutturmalı
ve sesinden yan masadakiler rahatsız olduğunda
umarsız bir kahkaha patlatıp,hesabı ödemeli
ve çıkmalısın...
Simdi,
gecenin bir yarısı ceketini alıp çıkmalısın dışarı,
aklında bin bir dert
yanında yalnızca arabanın anahtarı:
ne kadar yokuş varsa çıkmalısın.
nerede görürsen eski bir esnaf lokantası orada durmalısın.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.