6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1837
Okunma

Haklısın işte tam böyle bir şeydi söylediğin.
Hani sabahın seherinde,
Radyoda çalan eski bir şarkıya eşlik ederken dilin.
Ben susardım;
Ya Sezen Aksu’dur derdi içim, ya Cem Karaca...
Ve biliyor musun hep çıkardı senin adına şarkılar tutunca.
Şimdi seni sevdiğimi söylüyorum,
Dilimde hep o bildiğin ıslığım.
Bugün biraz daha yorgunum sanki, biraz daha yalnız,
bakarken giden yılların ardına.
Ağlamıyorum üzülme;
Sadece az önce bir şey kaçtı gözlerimin senli yanına.
Biliyor musun?
Şimdi ben dinlediğim her şarkının nakaratına adını gizliyorum.
Daha bir soluyorum sensizliği, bu kentin havasına karıştırıp.
Daha bir seviyorum gözyaşımı, hasretinle yarıştırıp.
Nedensizim biraz, biraz da kimsesiz.
Belki bir ekmeğin buğusunu içine çekmek gibi,
Umut dolu ama çaresiz...
Hani zamansız bir yağmur uyanır ya gözlerinin siyahında.
Hani yürüsem der dilim, başı boş bir seyyah olup damarlarında.
Neylersin... Neylersin yar bu seferde sensizim.
Bilir misin?
Dağılır kaldırımları bu kentin sen düşünce yanağıma,
Hem bir Pazar günü, hem o çok sevdiğin Ankara’da...
Haklısın işte tam böyle bir şeydi söylediğin.
Hani yürümek yapayalnız, elleri cebinde, ıssız bir sokakta.
Hani yalnızlığa küfretmek biraz, biraz ağlamak ya da.
Şimdi bir bardak kaçak çaya, bir siyah simite sığdırıyorum seni.
Selamını alıyorum yoldaki kedilerin,
Sonra bedelsiz su güneşi, sonra hesapsız suskunluklar,
Sonrası devrik çelişkiler.
Nerden gelir bilmem aklıma,
Bir cigara ekseninde gözlerini çizmek.
Haklısın işte tam böyle bir şeydi.
Yarı can düşerken sokaklara,
Bir yağmura merhaba demek bir rüzgara...bir de işte ağlamak.
Ne kadar acıdır biliyor musun?
Tek başına bir vitrin aynasında dağılan saçlarımı toplamak.
Artık aldırmıyorum diyorum, biraz yalan biraz dolan
Aldırmıyorum güneşin yolculuğuna.
Aldırmıyorum diyorum çoşkun bir yüreğin böyle yok oluşuna.
Oysa öyle güzel ki
Ansızın gözlerinde büyütmek ay ışığını.
ve öyle güzel ki
Binlerce yıl ötesine duyurabilmek sesinin yankısını.
Bürün desen, bürünürüm siyahın en perçemli haline,
Lanet ederim göğsümü kırbaçlayan sensiz nefesime.
Sanma ki niyeti matem, niyeti hüzün, niyeti kara yazgıdır.
Niyeti Cem Karaca gibi belki de bir dilin namus belasısıdır.
Susmuyorum, konuşuyorum aslında
Kulağımda Sezen Aksu’dan bir nakarat,
Mırıldanıyorum kimsesiz, yapı çıplak.
Sen aldırma ıslandığına ıslığımın
Bir ay ışığı gönder bana, gözlerinle öpüşeninden olsun,
Bir ay ışığı gönder bana, yanağını en son terk eden olsun.
Neylersin... Neylersin yar bugün de sensizim.
Dağılır yağmurları bu kentin sen düşünce yanağıma
Hem bir Pazar günü, hem o çok sevdiğin Ankara’da...
Haklısın işte tam böyle bir şeydi
Adına yazdığı tüm şiirleri bu fakirin.
Sen derdin ya hani
Şiir dediğin;
siyah kalemle, beyaz kağıdın sevişmesinden ibarettir.
Bilmelisin ki
Anımı sensiz düşlemek, aşkına yaptığım en büyük ihanettir.
Haklısın hemde çok haklısın.
Ama unutma ki sende bu fakirin en büyük sancısısın.
Olsun be ömrümün azat kuşu,
Sen birşey söyle bana,
Cam kadar saydam, su kadar akıcıyken canımız
Biraz içinde aşk, varsın biraz hüzün olsun.
Göreceksin, siyah perdelerini çekecek güneş,
Bir ay doğacak saçlarının ucundan gözlerine doğru.
Bir söz söyle sen bana,
Aldırma iklimlerin şaşkınlığına.
Kışın beyazında sen varsın, tane tane kar düştüğünde
Baharında sen varsın, yeşil yeşil bir can öldüğünde.
Lanet olsun...
Bir sonbahar bırak sen bana,
Sararmış yaprakları yeşermiş baharından azat.
Neylersin senden firar kırlangıçlar bende ölüyordu.
Yalan değil içimde sen büyürken, tüm celladlarım küsüyordu.
Biliyor musun?
Dağılıyordu bulutları bu kentin bir damla gibi sen düşünce avucuma
Hem bir Pazar günü hem o çok sevdiğin Ankara’da...
Engin Badem
-acemişair-
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.