0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
Bunca yıl hiç arkama bakmadan yürüdüm ben.
Düşer miyim, kanar mıyım korkularını hiç bilmedim.
Ellerimde sırtımda odunlar kırdılar,
ama hep göğsüm acıdı benim.
İnancımdan oldum, soğudum dünyaya.
Abimin avuçlarından sıcak bir sığınağım yoktu benim.
Yüreğine yük olmayayım diye yaşattım kendimi,
oysa çok defa yalvardım ölmek için.
Çocukluğum buz gibi duvarların arasında akıp gitti.
Mesela ben iştahla karın yağışını hiç seyretmedim,
çılgınca ıslanmadım yağmurlarda.
Annem yoktu benim hastalığımda, babamı hiç tanımadım.
Başucumda abim, karşımda dünyanın karanlığı vardı.
Bir kez olsun ağladığını göremedim abimin.
Gecesi fırtınalı geçmiş sabahın dingin denizleri gibiydi.
Nasıl bu kadar soğuk bakardı hayata, inanın bilmiyorum.
Ne yırtık bir ayakkabım oldu, ne yakası sökük bir kazağım.
Hep güçlü bir çocuk oldum, o bana olmayan kimsenin yasını tutturmadı.
Ben hiç yalnız olmadım.
Zaman kırıldı, seneler akıp gitti.
Sonra bir sabah ölerek uyandım.
Bir yanıma öksüz çiçekler, bir yanıma yetim gelincikler oturdu.
Minareden adını bağırdılar abimin.
Kahroldum, paramparça oldum, ölemedim, gömülemedim onunla.
Bugün neyin üstesinden gelemiyorsam abimin yokluğundandır işte.
Onsuz korkutuyor dünya beni,
başa çıkamıyorum şu halimin.
Uyanamıyorum artık eski sabahlara.
Abim, uyandır beni.
Dünyadan çok korkuyorum.
Tut çocukluğumdan beni, yalvarırım.
Tut beni, abim.
Ölemiyorum...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.