0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
11
Okunma
Kerem gibi sevmek, ateşe yürümek, yandıkça çoğalmak ve külünden yeniden doğmaktır. Aslı’sını arayan bir dervişin sabrını, dağları delen Ferhat’ın iradesini taşır içinde. Bu sevda; menfaatsiz, hesapsız ve ölümüne bir teslimiyettir.
İşte bu dervişane ve dağları delen sedayı anlatan bir şiir.
Bir kor düştü içeri, dağlar omuzuma bindi,
Aslı’nın kokusu sinmiş rüzgarın esişine.
Bu nasıl bir yangındır ki, suyla bile sönmez,
Ömür bir nefestir kapıldı aslı’nın gidişine.
Kerem gibi sevmek bu, közü bağrında saklamak,
Bir bakışın uğruna dünyayı elin tersiyle itmek.
Yollar yokuş, yollar ırak, yorulmadan tırmanmak,
Sevgilinin diyarına sessiz, sedasız varmak.
Ne saray ister bu gönül, ne mülk, ne de şöhret,
Tek bir duadır dilde: "Vuslat yazısını yaz bahtıma."
Aşk bir çiledir bilirim, aşk en büyük ibadet,
Gönül tahtını kurmuş sevda, hükmediyor ruhuma.
Sevmek dediğin Kerem misali kor olmaktır,
Beden dediğin nedir ki, aşkın elinde fani.
Ölüm bile korkutmaz, vuslata varan yoldur,
Bu dünyadan göçerken adımız kalırbaki.
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.