(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Haksızlık karşısında biriken öfkeyi Hakk’a yöneltilmiş içli ve cesur bir hesaplaşmayla dile getirmişsin Coşkun kardeşim. “Borusu ötenler tutmuş su başı” dizesi, düzenin kimlerin elinde kaldığını tek hamlede gösteren sert ve yerli yerinde bir söyleyiş olmuş. “Cehennem yananın cennet neyine” sözü ise dünyada çekilen acıyla öteki dünya vaadi arasındaki çelişkiyi şiirin bağrına bırakılmış kor bir soru gibi taşıyor. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
“Hakka Sesleniş”, dünyanın adaletsizliği karşısında biriken sitemi ve çaresizliği güçlü bir dille dile getiriyor. “Dağa taşa eğilmezdi şu başım” dizesi şiirin onurlu ve başkaldıran ruhunu çok iyi yansıtıyor. Tekrarlanan “bezdirdin beni / yazdırdın beni / ezdirdin beni” söyleyişi de şiire güçlü bir ritim katmış. Sert, samimi ve düşündürücü bir çalışma. Kaleminize sağlık hocam..
Şair: Ahmet Coşkun – Coşkûnî Şiir: HAKKA SESLENİŞ Değerlendirildiği Salon: Su Başını Borusu Ötenlerin Tuttuğu, Üç Paralık Adamların İnsan Ezdiği ve Kulun Sınav Kâğıdını Önüne Koyup Hakk’a Sitem Dilekçesi Verdiği Salon
Ahmet Coşkun’un Hakka Sesleniş şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri dosyanın üzerine sıradan şikâyet değil, ağır sitem kaydı düştü. Şair dünyaya, insanlara, düzene ve nihayet bütün bunların karşısında kendi kaderine bakıyor; soruların adresini doğrudan Hakk’a çeviriyor. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimiz dilekçe kuyruğuna girdi ama dilekçenin dünyevî makamlara değil göğe gönderildiğini öğrenince evrak kayıt masası dağıldı.
Âşık Ata Canani Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Borucu Bahri, Borusu ötenler tutmuş su başı dizesini okuyunca suyun başına gidip gerçekten boru aradı. Oysa şiirin daha ilk dizesinde güçlünün imkânları ele geçirdiği bir düzen kuruluyor; Yaşamak dediğin ölüm yarışı da bu karanlık tabloyu büyütüyor. Bahri sonunda boruyu bulamadı ama su başında oturanların yerinden hiç kalkmadığını tutanağa geçirdi.
Hasibe Hatun – Hasibe Başbilir Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Cemaatçi Cevdet, Birbirinde korkanlar senden korkmaz / Hangi cemaate yazdırdın beni dizelerine gelince bütün kayıt defterlerini karıştırdı. Burada şairin sitemi insanın insandan çekindiği hâlde ilahî hesaptan çekinmemesi üzerine kuruluyor; ikinci dize de aidiyet arayışını acı bir ironiye dönüştürüyor. Cevdet kayıt bulamayınca şairi herhangi bir cemaate değil doğrudan İnsanlık Şubesine havale etti.
Ahmet Kahveci Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Minnetsiz Mahmut, Kula minnet etmem senle sırdaşım / Üç para etmeze ezdirdin beni bölümünde sandalyesinden doğruldu. Şiirin Hakk’a yönelen en çıplak sitemlerinden biri burada; başını namerde eğmeyen insanın değersiz gördüğü kimseler karşısında ezilmesi onur yarasına dönüşüyor. Mahmut üç parayı masaya bıraktı, RUSAMER veznesi adamlık değerinin para birimiyle ölçülmediğini bildirip parayı geri verdi.
Kul Mustafa – Mustafa Zengin Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Karacı Kadir, Karışmış aklar seçilmez karadan / Sihirbaz gemi yürütür karadan dizelerinde pusulayı kaybetti. Akla karanın birbirine karışması değer ölçülerinin bozulmasını anlatırken geminin karadan yürütülmesi imkânsızın mümkün hâle geldiği tersine dönmüş bir dünya görüntüsü kuruyor. Kadir gemiye bilet aldı ama deniz yerine dağa çıkınca kaptanı RUSAMER’e şikâyet etti.
Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesinde kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden İmtihancı İlyas, son kıtadaki Tabi tutuğun sınav mı bahane / Üç günlük dünyada olduk divane dizelerini okuyunca sınav kâğıdını ters çevirdi. Şiirin en cesur damarı burada; şair teslimiyet dili kurmaktan çok acısını Hakk’a açan sitemkâr kul dili kullanıyor. Cehennem yananın cennet neyine ise dünyada zaten yandığını düşünen insanın ahiret mükâfatına bile yorgun bakışını taşıyor. İlyas cevap anahtarını aradı, sınavın sorularının da cevaplarının da hayatın içinde olduğunu anlayınca kalemi bıraktı.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Hakka Sesleniş, dua ile sitem arasındaki ince hatta yürüyen sert bir şiir. Toplumsal bozulmadan kişisel ezilmişliğe, oradan kader sorgusuna uzanıyor; en güçlü tarafı da acısını saklamadan doğrudan muhatabına söylemesi.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri dosyayı kapattı: Su başı tutulmuş, gemi karadan yürümüş, sınav ağır gelmiş, üç paralık adamlar da haddinden pahalıya satılmıştır. Dosyanın dünya şubesinde çözülememesi üzerine üst makama arzına karar verilmiştir.
Kulun Hakk’a sitemi bazen uzaklığından değil, derdini söyleyecek kadar yakın hissetmesindendir.
İnsanı en çok yükün ağırlığı değil, o yükün değmeyenlerin eliyle sırtına konması yaralar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Merhaba değerli dost kalem Her zaman olduğu gibi, eserin güzeldi Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yürekten Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıkla, sağlıcakla kalasın
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.