1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
Mutfakta bir çay kaşığı vardı,
yıllarca aynı bardağın içinde döndü durdu.
Ben de öyleydim.
Aynı hayatın içinde kendimi karıştırıp durdum,
dibine çöken ne varsa sustum.
Üstümde kalan köpüğü mutluluk sandım.
Ütünün altında açılmayan bir gömlek gibi
sakladım bazı günlerimi.
Ne kadar bastırırsam bastırayım
yakası hep aynı yerden kırıldı.
Meğer bazı kırışıklıklar kumaşta değilmiş.
İnsanın geçmişi ütü tutmuyormuş.
Buzdolabının kapağında eski bir alışveriş listesi buldum.
Süt, ekmek, yumurta, sabır.
Son kelimeyi ben yazmışım.
Yıllar önce.
Sabır bitmiş, diğerleri alınmış.
Bunu neden kimse fark etmemiş.
Çekmecede tek bir çorap duruyor.
Eşini kaybetmiş ama hâlâ katlanmış.
Elime alınca güldüm.
Sonra kendime baktım.
Bazı kadınlar da böyle yaşıyor.
Eşi olmayan bir hayatı bile düzgünce saklayarak.
Duvar saatinin pili bitmiş.
Akrep yelkovanın peşinden gitmiyor artık.
Evde ilk kez zaman durmuş gibi değil.
İlk kez zamanın benim üzerimde çalışmadığını hissediyorum.
Meğer yıllardır saate değil
başkalarının beklediği kadına yetişiyormuşum.
Mutfak havlusunun bir köşesinde
çıkmayan bir leke var.
Onu ne kadar ovalarsam ovalayayım gitmiyor.
Bazı şeyler kir değilmiş demek.
İnsan kendini affetmeden
elindeki hiçbir lekeyi çıkaramıyormuş.
Kumandanın pili bitince televizyon sustu.
O sessizlikte kendi sesimi duydum.
Ne kadar garip.
Yıllardır evin bütün cihazlarını susturmayı biliyormuşum da
kendimi susturmayı marifet sanmışım.
Şimdi kumandayı masaya bırakıyorum.
Çünkü bu evde artık
kimse benim yerime kanal değiştirmeyecek.
Kimse sesimi kısamayacak.
Kimse hayatımı sessize alamayacak.
Ben kendime geri dönerken
evdeki bütün eşyalar yerinden kalkıp
ilk kez bana bakacak.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.