2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma
Müsaade edilseydi,
çok büyük bir hayat dilemezdim ben.
Gök kubbeye adımı yazacak zaferler değil,
sadece kalbimin ortasında
usul usul yanan bir kandil isterdim.
Bir kandil ki
rüzgâr esse de sönmeyen,
gece büyüse de korkmayan,
karanlığa inat
sessizce yanmaya devam eden.
Müsaade edilseydi,
gözlerim ışıldardı.
Öyle gururdan değil,
öyle dünyayı kazanmış insanların
gürültülü ışığı gibi değil.
Bir yolcunun sabaha karşı
uzakta gördüğü küçük bir ışık gibi.
Çünkü insan bazen
mutlu olduğu için değil,
umudu hâlâ ölmediği için ışıldar.
Müsaade edilseydi,
her şeye gücüm yetmezdi belki.
Dağları yerinden oynatamazdım,
kaderin kilitli kapılarını kıramazdım,
ama içimde
küçük bir heves olurdu.
Heves,
Tanrı’nın kalbe bıraktığı
ince bir rüzgâr gibidir.
Görünmez,
ama insan onunla yürür.
Ben de o rüzgârla
yavaş yavaş geçerdim hayatın içinden.
Bazen sokaklar dar olurdu,
bazen günler ağır,
bazen akşamlar
insanın omuzlarına taş gibi çökerdi.
Ama yine de
göğsümde küçük bir sabah saklardım.
Çünkü bazı insanlar
geceyi değil,
gecenin içindeki sabahı taşır.
Müsaade edilseydi,
ben de öyle yaşardım.
Bir çiçeğin açışını izleyerek,
bir kuşun kanadında
göğün sırlarını sezerek,
bir çocuğun gülüşünde
dünyanın hâlâ kurtulabileceğine inanarak.
Ben büyük bir mutluluk istemezdim.
Bana
kırılmamış bir umut yeterdi.
Çünkü umut,
insanın kalbinde açan
görünmez bir bahçedir.
Ve o bahçede
bir tek çiçek bile açsa
insan yaşamaya devam eder.
Müsaade edilseydi.
Belki kimse adımı bilmezdi,
belki hikâyem anlatılmazdı,
belki bir taşın üzerine bile yazılmazdı ismim.
Ama içimde
hiç kimsenin söndüremeyeceği
küçük bir güneş olurdu.
Ve ben
o güneşle yürürdüm hayatın içinden.
Sessizce,
yavaşça,
bir dua gibi.
Bir gün
toprağa karışsaydım
gözlerimde kalan son ışık
şunu fısıldardı.
Ben büyük bir hayat yaşamadım…
ama bana müsaade edilseydi
mutlu olmayı bilirdim.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.