Sen gittin ... Ben kaldım sanıyordum. Meğer senden sonra kalan ben değilmişim. Aynı yüz aynada duruyordu belki, Aynı eller, aynı gözler, aynı ses... Ama içimde bir yer vardı ki Seninle birlikte gitmişti.
Geceleri anladım bunu. Uyumak için kapattığım gözlerimde Sen açıldın yeniden. Bir zamanlar birlikte sustuğumuz O uzun geceler geldi aklıma. Ve insan en çok da Konuşamadığı şeyleri özlüyormuş.
Bazen telefon elimde kaldı, Adını yazdım, silemedim. Bir cümle kurdum sana, Sonunu getiremedim. Çünkü bazı sözler vardır, Söylendiğinde geri dönüşü olmaz; Bazı sevgiler vardır, Bittiğinde bile bitmiş sayılmaz.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Nejat Hoca Şiir: SEN GİTTİN YA... Değerlendirildiği Salon: Gidenin Tek Kişi Sanıldığı, Aynadaki Adamın Nüfus Kaydının Yeniden Sorgulandığı ve Telefona Yazılıp Gönderilemeyen Mesajların Gece Nöbetine Bırakıldığı Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Nejat Hoca’nın SEN GİTTİN YA... şiirini okuyunca RUSAMER’in giriş kapısındaki görevliye kaç kişinin ayrıldığını sordu. Görevli bir dedi. Kalburabastî Efendi ilk kıtayı gösterdi; sayı derhâl ikiye çıkarıldı. Çünkü biri gerçekten gitmiş, ötekinin de bir parçasını yanında götürmüştü. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Aynacı Arif, meseleyi çözmek için şairi aynanın karşısına dikti: yüz aynı, eller aynı, gözler aynı, ses aynı. Arif sağlam raporu vermek üzereydi ki Ama içimde bir yer vardı ki / Seninle birlikte gitmişti dizeleri geldi. Bunun üzerine kayıp eşya bürosuna içimizden eksilen parçalar diye yeni bir bölüm açıldı. Kalburabastî Efendi tutanağa yazdı: Dış görünüşte eksik yoktur; gönül sayımında açık çıkmıştır. Giden sevgilinin yanında ne götürdüğü henüz tespit edilememiştir.
Âşık İzzet Köşesi
İlk bölüme Nüfusçu Niyazi oturdu. Ben kaldım sanıyordum / Meğer senden sonra kalan ben değilmişim dizelerini okuyunca şairden yeniden kimlik belgesi istedi. Şiirin en güçlü düşüncelerinden biri daha başlangıçta kuruluyor: Ayrılıktan sonra fiziksel olarak kalan kişiyle eski benliğin aynı kişi olmaması. Aynı yüz, aynı eller, aynı gözler, aynı ses sıralaması bu değişmez dış görünüşü iyi hazırlıyor; ardından içimde bir yer... seninle birlikte gitmişti karşıtlığı geliyor. Çok yeni bir ayrılık fikri değil ama temiz, anlaşılır ve samimi kurulmuş. Niyazi yeni kimlikte medeni hâl hanesine ne yazacağını sorunca Kalburabastî Efendi kalemi elinden aldı: Evladım, mesele bekâr mı evli mi değil; adam kendisiyle aynı kişi olup olmadığını araştırıyor. Nüfus Müdürlüğünün yetkisini aşmayalım.
Âşık Ökkeş Köşesi
İkinci bölüme Gece Bekçisi Galip geçti. Uyumak için kapattığım gözlerimde / Sen açıldın yeniden dizelerine gelince RUSAMER’de bütün perdeleri kapattı. Fakat sevgili göz kapaklarının arkasından çıkınca güvenlik açığı olduğu kanaatine vardı. Bu bölümün en güzel tarafı Bir zamanlar birlikte sustuğumuz / O uzun geceler ifadesi. Çünkü şair birlikte konuşmayı değil, birlikte susmayı özlüyor. Ardından gelen Ve insan en çok da / Konuşamadığı şeyleri özlüyormuş şiirin en güçlü cümlesi olmaya aday. Burada özlenen yalnız kişi değil; onunla yaşanmış fakat söze dönüşmemiş ortak alan. Galip geceleri yasaklamayı önerince Kalburabastî Efendi reddetti: Gündüz insanı oyalıyor evladım; gece yalnızca sakladığını önüne koyuyor. Geceyi kapatırsak bu defa şiirler sabaha karşı kaçak çalışır.
Kul Mustafa – Mustafa Zengin Köşesi
Üçüncü bölüme Telefoncu Turgut yerleşti. Bazen telefon elimde kaldı / Adını yazdım, silemedim / Bir cümle kurdum sana / Sonunu getiremedim dizelerini okuyunca teknik arıza sandı; telefonu yeniden başlattı, değişen olmadı. Çünkü arıza cihazda değil, parmakla gönül arasındaki bağlantıdaydı. Bu dört dize şiirin en sahici bölümlerinden: Bugünün ayrılık hâlini abartısız biçimde yakalıyor. İnsan bazen destan yazmaz; yalnız bir isim yazar ve gönder tuşuna basamaz. Buradaki silemedim / getiremedim paralelliği de güzel çalışıyor. Turgut taslak mesajı kurtarmayı teklif edince Kalburabastî Efendi telefonu kapattı: Evladım, bazı mesajların gönderilmemesi iletişim arızası değil, insanlığın son çalışan fren sistemidir.
Manilerin Sultanı – Mine Erdoğan Dal Köşesi
Son bölümün sakini Bitirmeci Binnaz, Bazı sevgiler vardır / Bittiğinde bile bitmiş sayılmaz dizelerine gelince RUSAMER kayıt sisteminde ciddi sorun yaşadı. Dosyada ilişki bitmiş görünüyordu ama gönül bölümünde durum hâlâ açık yazıyordu. Binnaz kapat tuşuna bastı; sistem kabul etmedi. İşte şiirin bütün yükü bu son iki dizede toplanıyor. Ancak burada Kalburun da söyleyeceği var: Bazı sözler vardır / Söylendiğinde geri dönüşü olmaz ve Bazı sevgiler vardır / Bittiğinde bile bitmiş sayılmaz güzel ve anlaşılır olmakla birlikte oldukça tanıdık ifadeler. İlk iki bölümdeki Sen açıldın yeniden, birlikte sustuğumuz geceler gibi daha kişisel görüntülerin yanında final biraz genel söz havasına yaklaşıyor. Nejat Hoca sonu daha yalnız kendisine ait bir görüntüyle bağlasa şiir çok daha özgün kapanabilir. Binnaz dosyanın üzerine BİTTİ mührünü basmak istedi. Kalburabastî Efendi mührü geri aldı: Şiirin söylediğini duymadın mı kızım? Kâğıtta bitenle gönülde biten aynı tarihte kapanmıyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Nejat Hoca’nın SEN GİTTİN YA... şiiri yüksek sesle ağlayan değil, ayrılığın ardından kendi eksikliğini sessizce fark eden bir şiir. Gücü de burada. Fırtına yok, mezar yok, taş çatlatan ah yok; ayna, gece, suskunluk ve elde kalan telefon var. Özellikle Meğer senden sonra kalan ben değilmişim, Sen açıldın yeniden, Bir zamanlar birlikte sustuğumuz ve insan en çok da konuşamadığı şeyleri özlüyormuş şiirin sağlam yerleri. Bununla birlikte bazı ifadeler ayrılık şiirlerinde çok kullanılan alana yaklaşıyor; özellikle son dört dize daha özgün bir görüntüyle kapanırsa şiirin kişiliği belirginleşir. Bir teknik ayrıntı da başlık ve ilk dizedeki üç noktaların kullanımı: Sen gittin... biçimi yeterlidir; noktalama sade tutulabilir. Kalburabastî Efendi’nin dosya hükmü ise nettir: Nejat Hoca sevgilinin gidişini anlatırken asıl kayıp şahsın kendisi olduğunu üçüncü dize civarında fark etmiş. RUSAMER arama çalışmasını başlatmıştır; aynada bulunan kişi teslim alınmış, gönülden eksilen parçanın ise hâlâ giden şahısta olduğu düşünülmektedir. Telefonuna dokunulmaması tavsiye edilmiştir.
Bazı insanlar hayatımızdan gider; bazıları giderken bizden de bir parçayı kendi hatıralarına taşır.
Ayrılığın en uzun cümlesi bazen gönderilmeyen bir mesaj, en derin konuşması ise vaktiyle birlikte susabilmiş olmaktır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Değerli kalem hayırlı günler dilerim yine güzeldi çalışmanız Emeği vede kalemi kutluyorum. Kaleminiz daim olsun güzel bir şiir Tebrikler. Selam sevgiler saygılar gönderdim ...
Yüreğin sessiz çığlıklarını, eksilişin o derin hüzünlü tonunu ve kelimelerin bittiği yerde başlayan özlemi bu denli zarif döküşünüz için sizi yürekten tebrik ederim.
Ritim ve Akış: Serbest tarzın getirdiği iç ses ve konuşma havası, duygusal samimiyeti güçlendirmiş. Herhangi bir ritim aksaması yok, akış son derece doğal.
Şair, gidenin ardından insanın kendisine bile yabancılaşmasını çok içten anlatmış. “Meğer senden sonra kalan ben değilmişim” sözü ayrılığın bıraktığı boşluğu derinden hissettiriyor. Bazı sevgilerin bittiğinde bile bitmemesi ne kadar da güzel ifade edilmiş. kutluyorum Nejat Hocam, kalbi selamlarımla.
Bu satırlar, bir vedanın ardından insanın kendi içinde yaşadığı o sessiz ve derin değişimi anlatıyor. Bazen giden sadece hayatımızdan çıkıp gitmez; bizden bir parçayı da beraberinde götürür. İnsan aynada kendine baktığında aynı kişiyi gördüğünü sanır ama içindeki o boşluk, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını hatırlatır. Özellikle geceleri zihnin susup hatıraların konuşmaya başlaması, söylenmemiş sözlerin ve yarım kalmış cümlelerin ağırlığı bu duyguyu daha da derinleştirir. Sildiğiniz ama gönderemediğiniz o mesajlar, bittiği halde kalpte devam eden o bağlılığın en net kanıtıdır. Hocam yüreğine emeğine sağlık
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.