5
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
116
Okunma
Niye tutulmuştu
Peki dilim,
Elim, sesim
Yorgunluk mu
O kadar apaçıktık
Ki oysa
Bütün aynalar bize
Bakıyordu
Görmüyorlar mıydı
Anlamazdan mı geliyorlardı
Yoksa bir anlık
Ayni şeyi
Bir görüntü gibi
Kısa bir rüyada mı gördük
Sıçratan sabaha doğru
“Masada oturan
Yüzleri kapalı, iki gelin
Arkada bir uğultu”
Hayrolsun dedi açarken
Gözünü
Nasip ettiği,
Edeceği her an’a…
…
Varlığını lütuf bildim
Yüreğini,
Yüreğimde
Canını, canımda
Sensizliğin içinde
Bul beni der gibiydin
Hep bu gizemli yollarda
...
Zaman durmuştu
Evet
Sanki sana adim adim
Gelirken nice anda
Dans edercesine ve
Salınırcasına
Gözlerin, Gözlerimde
Bir İhtimal ve
Bir durakta
..
Ah O Gözlerin
Diyelim mi
Gözlerin…
Unutulamamış, yarım zamanlarda
Saklambaç oynardı sanki bakışların
Anlaşılmamış sevdalarda
Hapsolmuş gibi isyandı süzüşlerin
Belki çok, yağmur seyretmişti
Belki çok, deli fırtına
Ama en çok baharı dilemişti
Ummadığı, aykırı bir zamanda
Soğuk, bembeyaz karlarla
Körelen umudu
Çöl ortasında kalmış gibi yakıcı
Damlaya hasret, susuzluğuydu
Kum taneleri çarptı göz bebeğine
Renkleriyle, desenli bir yol oluşturdu
Önce şaştı, sonra inanmaya çalıştı
Hatırlamak istemediği adını
Kutsal defineyi, fısıldadı
Sırrı çözen, anahtardı
Kumlar, suya dönüşmüştü
Yoluna yavaşça akmaya başladı
Aktıkça, Can buluyordu
Kıpır kıpır, çoşkuya kapıldı
Can suyun, kapağından aştı
Yüreğine doğru süzüldü
Süzüldü, Sihri, Söz Oldu
Sonsuz İlhamı okudu
En kutsal manayla doluydu
Ruhuyla eseri olmuş
AŞK a kavuşmuştu
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.