(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Saygı değer dost şair Salim Bey, kaleminizden okuduğum şiirinize gerçekten hüzün ayı olan eylül ün hüznü çökmüş! Harikasınız, usta kaeminiz şiire hakkını vermiş. Yüreğinize, emeğinize ve kaleminize sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esen kalın. Nice şiirlerde buluşmak ümidiyle..
Şair öyle güzel Eylül mevsimi yazmış ki; dörtlükler bayağı bir emek. Hazan sitem eder geçen o yaza. Ben son dizede kaldım , bir dizeye neler yüklenmiş aslında hazanı kapsıyan . Tebriklerimle Salim bey… Saygılarımı bıraktım…
Şair: Salim Erben Şiir: EYLÜL Değerlendirildiği Salon: Yazın Sessizce Tahliye Edildiği, Sararan Yaprakların Yorgunluk Raporu Aldığı, Poyrazın Umutları Teslim Tutanağıyla Devraldığı ve Eylül Gelince Herkesin Durup Dururken Mazisini Hatırladığı Hazan Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Salim Erben’in EYLÜL şiirini okuyunca RUSAMER Mevsim İşleri Müdürlüğünü teftişe çıktı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Eylülzede Eşref, daha ayın dokuzu olmasına rağmen bahçedeki yeşil yaprakları sarartmak için başlarında nöbet tutuyordu. Bir dal yorulmuş, yol yorulmuş, kol yorulmuş, hâl yorulmuş, dil yorulmuş; Eşref de bunları okumaktan yorulduğunu bildirip sağlık raporu istedi. Kalburabastî Efendi raporu imzalamadı: Evladım, Salim Bey şiirde yorulmayan bir şey bırakmamış; bari sen ayakta kal da kapıyı kapat! Böylece RUSAMER’de ilk kez bir mevsime toplu yorgunluk soruşturması açıldı.
Ozan Duranoğlu – Mahmut Eynallı Köşesi
Köşeye Yorgun Yakup yerleştirildi. İlk kıtadaki dal yorulurmuş / yol yorulurmuş söyleyişini okuyunca önce ağaca sandalye, sonra yola sedye istedi. Mizahı bir yana, şairin burada kurduğu kişileştirme güzel: Eylül yalnız insanı hüzünlendirmiyor; dalı, yolu, tabiatı da insanın ruh hâline ortak ediyor. Sessizce çekilir içimizden yaz ise kıtanın en başarılı dizesi. Yaz takvimden değil, insanın içinden çekiliyor. Yakup yazın çıkış yaptığı kapıyı arayınca kendisine mevsimlerin RUSAMER’den zimmetle çıkmadığı bildirildi.
Âşık Dermani – Mehmet Köse Köşesi
Buraya Mazici Mahmut getirildi. Bakar da yılların yorgun taşına / Maziye uzanan kol yorulurmuş dizelerini görünce geçmişe uzanmak için kolunu açtı; beş dakika sonra gerçekten yoruldu. İkinci kıtada Eylül ile yaşlanma duygusu birbirine yaklaşıyor. Dağın başına çöken hazan, gözyaşına karışan sır ve yılların yorgun taşı aynı hatırayı besliyor. Ancak yılların yorgun taşı güzel çağrışım taşısa da biraz soyut; öncesi ve sonrasındaki imgelerle bağı daha belirgin kurulabilirdi. Mahmut maziye ikinci kez uzanmak isteyince Kalburabastî Efendi engelledi: Evladım, geçmiş orada duruyor; kolunu uzatıp durma, belini de inciteceksin.
Aykız – Zahide Eskici Köşesi
Köşenin sakini Tülcü Tenzile, Gurbete savrulan garip bir tülün / Peşinden koşmaktan hal yorulurmuş dizelerine takıldı. RUSAMER bahçesinde rüzgâra bir tül bırakıp peşinden koşunca gerçekten hâli kalmadı. Fakat kalbur da tam burada takılıyor: garip bir tül şiirin en az belirgin imgelerinden biri. Tül neyi temsil ediyor; geçen yazı mı, sevgiliyi mi, hatırayı mı, ömrü mü? Bilinçli bir belirsizlik olabilir fakat şiirin geri kalanındaki açık anlatım düşünüldüğünde biraz havada kalıyor. Ayrıca Susuşlar başlar ya, susar bülbülün ifadesinde dil sürçüyor; doğal kuruluş bülbül susar yahut bağlama göre susar bülbül olurdu. Tenzile tülü yakaladı ama dizeyi yakalayamadı; RUSAMER tutanağına ikisi ayrı ayrı geçirildi.
Âşık Vebali – Tahsin Sedefoğlu Köşesi
Köşeye Noktalama Niyazi oturtuldu. Giden gelmez geri, bilirsin ki... / Her veda bir derttir yürekte bil ki bölümünü görünce üç noktanın ardından gelen ki’leri saymaya başladı. Bu kıtada asıl güzel düşünce Eylül dedikleri bir ömür sanki dizesinde. Böylece mevsim, insan hayatının sonbaharına dönüşüyor. Fakat bilirsin ki / bil ki yakın tekrarı söyleyişi zayıflatıyor. Birinden vazgeçilse dize rahatlayabilir. Niyazi üç noktayı da zimmetine almak isteyince Kalburabastî Efendi izin vermedi; edebiyatta bazen üç nokta şairin söylemediğini taşır ama her boşluğu da üç noktaya kiraya vermemek gerekir.
Kul Mustafa – Mustafa Zengin Köşesi
Son köşeye Poyrazcı Perviz yerleştirildi. Final kıtasında Umutlar teslimdir esen poyraza / Ömür yaprak yaprak düşerken dile / Hazan sitem eder geçen o yaza dizelerini okuyunca umutları koliye koyup poyraza teslim etmeye kalktı. Final, önceki dört kıtanın kişisel hüznünü ömür düşüncesine bağlıyor ve Salim mahlasının kullanılması halk şiiri geleneğiyle uyum sağlıyor. Özellikle Ömür yaprak yaprak düşüncesi şiirin bütününe yakışıyor. Perviz poyrazdan teslim belgesi isteyince Kalburabastî Efendi dosyayı kapattı: Evladım, rüzgâra verdiğin şeyin makbuzu olmaz; en fazla ardından bakarsın.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Salim Erben’in EYLÜLü, hazan üzerinden geçip giden zaman, yaşlanma, mazi ve vedayı anlatan geleneksel damarlı, içten bir şiir. Sessizce çekilir içimizden yaz şiirin bana göre en kuvvetli dizesi; tek başına hem mevsimi hem insan ömrünü taşıyor. Eylül dedikleri bir ömür sanki de şiirin ana düşüncesini açıkça kuruyor. Bununla birlikte Eylül-hazan-yaprak-gül-bülbül-poyraz-mazi imgeleri şiirimizde çok işlenmiş bir alan; Salim Erben’in şiirini daha özgün kılacak şey, ilk kıtadaki dalın, yolun yorulması gibi kişisel buluşları çoğaltmak olurdu. Susuşlar başlar ya, susar bülbülün dil bakımından düzeltilmeli; garip bir tül imgesi biraz daha belirginleştirilmeli; bilirsin ki / bil ki yakın tekrarı da gözden geçirilmeli. Bir başka küçük nokta da şiirde peş peşe gelen dal–yol–kol–hâl–dil yorulurmuş kuruluşu: İlk başta hoş bir zincir oluşturuyor, fakat beşinci kullanımda okur artık hangi organın yorulacağını beklemeye başlıyor. Yine de şiirin hüznü yapmacık değil. Eylül burada yalnız yaprak dökmüyor; insanın ömründen geçen yazları da sayıyor.
Sonbaharın hüznü yaprağın düşmesinde değil; insanın her düşen yaprakta kendi takviminden bir günü hatırlamasındadır.
Geçmişe uzanan kolun yorulması bundandır: Mazi uzakta olduğu için değil, geri getirilemeyecek kadar ağır olduğu için.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.