0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
42
Okunma
Dinle beni yolcu, aç kulağını,
Değişti zamanın huyu, çağı mı?
Eski kerpiç yapılar, tahta evlerdi,
O ıssız odalar dostla şenlerdi.
Duvarları kerpiç, tavanı çamlık,
O evlerde sanki yoktu karanlık.
Çünkü her sinede bir cevher vardı,
Gönlü altın kaplı insanlar vardı.
Bir selam bin yıllık hatır bilirdi,
Aç susuz görünce payı bölerdi.
Şimdi bakın da görün devri saadet,
Saray yavrusu ev, kalmadı şefkat.
Mermerler döşenmiş soğuk odalar,
O lüks binalarda kimler var, kimler?
Altın varaklıdır kapı kolların,
Ama ıssız kalmış sağın, solların.
Ne eş dost ne komşu, ses duyan var mı?
Bu beton yığınlar insan sarar mı?
Görünüş pek süslü, içi hep yalan,
Yalnızlık tahtında başı dumanlı olan...
Hey gidi koca dünya, bu ne haldir?
Servet ile saadet ayrı yoldur.
İnsanı insan eyleyen özüdür,
Dostun tatlı dili, tatlı sözüdür.
Ey oğul, kulak ver bu nasihatime,
Kanma sakın o sahte şöhretime.
İster kerpiç olsun, ister saray bağ,
Gönül yeşil olmazsa, neye yarar dağ?
İnsanın kalbidir asıl konutu,
Unutma dünyada budur umudu.
Hayaloğlu söyler, hakikat eridir,
Yalnızlık, kibirin en acı yeridir.
Mal mülk hepsi yalan, baki kalan dost,
Gönlünü zengin tut, eyleme hiç post!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.