0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma
Babamın koca bir radyosu vardı.
Arkası Yarın hikâyelerini birbirimize sarılarak dinlerdik. Ankara Çocuk Korosu’nun şarkılarını beraber söylerdik. Koca bir dünya vardı o saklı kutunun içinde ve biz bu dünyayı birlikte keşfetmiştik.
Diyarbakır Radyo saatini kaçırmaz, türküler dinlerken halaylar çekerdik.
İlk şiirle tanışmam da bu büyülü kutunun içinde olmuştu.
Çok sonra anlamıştım ki dinlediğim şiir, kendi yöremin şairi Ahmed Arif’in Hasretinden Prangalar Eskittim şiiriydi.
Çok hoşuma gitmiş, onur duymuştum.
Biz aslında yaşımızdan büyüktük.
Annem çocuk gelindi. Babam anamı on beşinde sevmiş, köyden kaçırıp şehre getirmişti.
Şehrimin iklimi sert, yaşam şartları zordu. İnsanları daha küçük yaşta acıyla yoğrulurdu. İşte bu yüzden çarçabuk büyürdük. Vücudumuz cılız olsa bile...
Bazen annem en temiz elbiselerimizi giydirir, görüş günlerinde babama götürürdü.
Diyarbakır Zindanları’nın yanı başında Aslanlı Çeşme vardı.
“Belki biz de aslan oluruz,” diye düşünürdük. Ağzımızı aslanın ağzına dayayıp kana kana su içerdik.
Karanlık koridorlarda babamızı hiç göremezdik. Tel örgülerin arasından sesini duyar, ağlardık.
Bu arada zaman geçiyor, kardeşim de büyüyordu.
Televizyonu mahalleye ilk muhtar almıştı. Kimsede televizyon yoktu.
Her akşam bizim çıkmaz sokağa kurardı televizyonu. Küçük, büyük herkes toplanır, soluksuz ve nefessiz seyrederdi.
İlk Küçük Ev dizisiyle tanıştım. Ardından Bonanza... Pazar filmlerinin en güzelleri kovboy filmleriydi.
Kocaman insanlar Red Kit’i, Ayı Yogi’yi, Şeker Kız Candy’yi ve daha nice çizgi filmi izliyorlardı; gülümseyerek, biraz da garipseyerek.
Babam hapisten çıkmıştı, annem artık evdeydi. Nihayet sekiz yaşında okula başladım.
Okumayı ve yazmayı çabuk öğrenmiştim. Öğretmenim saçlarımı okşar, bana “küçük adam” derdi.
Meğer annem öğretmenime de temizliğe gidiyormuş. Hayat hikâyemi ondan öğrenmişti.
Şehrimin şairlerinin müze olmuş evlerini okul gezilerinde görüp tanımıştım.
Bazen evden firar eder, şairin kapısının önünde o koca, siyah taş evi seyrederdim. Yüzümü minik avuçlarımın arasına alıp “Hasretinden Prangalar Eskittim” şiirini okur; yamalı pantolonumu, lastik ayakkabımdan firar etmiş parmaklarımı saklardım.
Oysa ben de prangalar eskitmiştim küçücük bedenimle.
Feyzullah Ariz (Feyzo)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.