0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
Sırtımda dağların gamı, içimde solgun bir rüzgâr,
Gidenler arkasına bakmaz, kalanların gözü yaşlı...
Şu yalan dünyanın yükü kime kaldı diye sorsalar,
Bilmem ki benden başka omuz veren çıkar mı?
Çocukluk düşleri kalmış o eski Demirören köyünde,
Aklım bir parça orada, bir parça gurbet elde.
Yolun sonu görünmez, yokuş dik, adımlar yorgun,
Zaman sanki bir kurşun, sineme basılı durur.
İstanbul’un taşında gözyaşım gizlidir benim,
Her köşe başında bir hatıra, her sokakta bir hüzün.
Anamın duası olmasa, çökerdi gök kubbe başıma,
Kocaman bir ömür sığdırdım şu üç günlük yaşıma.
Bazen pencereden bakıp dalarım uzaklara,
Gençliğim ne çabuk tükendi, şaşıp kalırım zamana.
Bir yanda evlatların sıcaklığı, gülen yüzleri,
Diğer yanda içimi üşüten o eski türkülerin sözleri.
Bilemezsin usta, bu cihanın yükü ne biçim ağır;
Ne silinir hâtıralar, ne de bu rüzgâr diner.
İnsan dediğin bir avuç toprak, bir parça heves,
Alıp verdiğimiz nefes bile borç bu handa.
Gönül koymadım kimseye, kaderime darıldım sadece,
Çünkü bilirim ki hakikat saklıdır gizli çekilen çilede.
Hayaloğlu ne söylesem eksik, ne yazsam yarım kalır,
Bu katar böyle gider, ne sonu var ne de durağı.
Benden sonra buralarda bir garip türkü kalırsa,
Biliniz ki o türkü, yükü ağır olanın ahıdır.
Recep Hayal
Hayaloğlu
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.