1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
68
Okunma

Hayat, her zaman tek düze ilerlemiyor; insan düştüğü, durduğu ve yalnız kaldığı anlarda kendisiyle tanışıyor.
Yolların tozunu yuttuğun kadar varız bu hayatta,
Bazen durup soluklandığımız bir gölgede,
Bazen fırtınaya göğüs gerdiğimiz bir yamaçta.
Bir gün avuçlarında sıcacık bir umut tutarsın,
Ertesi gün rüzgâr kapar elindekini, şaşırırsın.
İnsan dediğin, düştüğü toprağın rengini alır ilk önce,
Sonra kendi içindeki derin kuyuya eğilir...
Görür ki yara da ondandır, merhem de;
Geceye boyun eğmeden yıldız toplanmaz.
Ne tam anlamıyla bir şenlik,
Ne de baştan sona keder...
Hayat; kırılan yerlerimizden yeniden yeşermek,
Her dökülen yaprağın ardından
Yeni bir bahara inanmak demek.
Adımlarını yavaşlat biraz,
Kaçırdığın ayrıntılarda saklı bütün gizem.
Bir fincan çayın buğusunda,
Ya da hiç tanımadığın birinin gülüşünde...
Kırgınlıkları dünde bırakıp yola devam etmek,
Belki de en güzel cevaptır kaderine.
Zaman dediğin akan bir nehir, sen içinde bir zerre;
Akıntıya kürek çekmek değil, suya tutunmayı bilmektir.
Dışarıda fırtına kopsa da ne çıkar,
İçindeki o sessiz limanı koruyabildiğin sürece...
Ne kadar çizsen de haritanı,
Kendi bildiğini okur zaman.
Sen yine de sev yürümeyi;
Çünkü yolun kendisidir seni sen yapan.
Ve unutma;
En koyu karanlık bile bir sabahın habercisidir,
Tam da vazgeçtiğin yerde başlar mucize.
(Cangülüm)
3. Eylül 2026
Saat. 00:35
Nebahat Kılakay
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.