0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
41
Okunma
Eritirsin göğsümdeki har har yanan haritanı.
Ağzımda tütün tadı yüzünde o ince sitem.
Biz aynı kadehten iki ayrı zehir içtik
Seninki buz gibi durgun, benimki sönmeyen ateş.
Bileklerinden öpsem kıyamet tırmanır tenime.
Öpmesem,
Üsküdar’da bir tramvay rayından çıkar sanki.
Seni bir yangın müfrezesi gibi severken,
Tutmuş en uzun kışını kuşanıyorsun.
Öyle durma karşımda, mısır heykeli misin?
Söyle hangi şair bağışlar bu kadar mesafeyi?
Cebimde sana birikmiş kaç intihar vesikası,
Kaç yarım gece kaç suskun mektup var.
Gözlerinde erimemeye yemin etmiş
Son bir kar tanesi.
Sen buzdan bir küfürsün, ben aşktan bir ihtilal.
Ne senin soğuğun söndürebilir bu yangını,
Ne benim alevim ısıtabilir seni.
Dokunsam eriyeceksin, uzansam yanacağım.
Bende kıyamet sende yaprak bile kımıldamıyor.
Gözlerin Atlas Okyanusu ellerim Akdeniz.
Aynı göğün altında iki ayrı iklimiz biz.
Yan yana durup tek bir cümle olamıyoruz.
Kül olan benim, buz tutan senin ellerin.
Şimdi ikimiz de süt içen bir kedi kadar çaresiziz
sen kaçacak yer arıyorsun, ben kalacak bir gece.
Bu şehir susuyor.
Ya ben sönerim bu gece, ya sen erirsin içimde.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.