(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Nurgül Kaynar Yüce Şiir: BU DEVRAN Değerlendirildiği Salon: Devrana Uyamayıp Arızanın Kendisinde mi Yoksa Devranda mı Olduğunu Anlamaya Çalışanların Toplu Ayar Kontrolü Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salona elinde eski model kocaman bir ayar düğmesiyle girdi. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden biri düğmeyi görünce sevindi: Efendim, sonunda sizi de bu devre uyarlayacağız galiba! Kalburabastî Nurgül Kaynar Yüce’nin BU DEVRAN şiirini masaya bıraktı: Önce devranı cihaza bağlayacağız evladım. Sakin şaşırdı: Niye? Efendi ilk dizeyi gösterdi: Nurgül Hanım Ben bu devre uyamadım diyor. İnsan bir devre uyamıyorsa iki ihtimal vardır: Ya insanda arıza vardır ya devirde. Şiiri okuyunca servis raporu çıktı. Sakin heyecanlandı: Sonuç ne efendim? Kalburabastî düğmeyi cebine koydu: İnsanı kurcalamayın. Devrın ayarı kaçmış!
Ozan Serdari Köşesi
Âlimi gömüp derine, Cahiller bilge görüne, Merkebi adam yerine, Koyanların olsun devran dizeleri okununca RUSAMER Liyakat Komisyonu olağanüstü toplandı. Görevli listeyi getirdi: Efendim, âlim aşağıda, cahil yukarıda; merkebin de makam odası hazır. Kalburabastî sordu: Bu sıralamayı kim yaptı? Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz cevap verdi: Liyakat esasına göre efendim! Kalburabastî irkildi: Hangi liyakat? Sakin açıkladı: Kimin kimi tanıdığına göre! Efendi dosyayı kapattı: Tamam evladım, şiirin dördüncü kıtasını canlı olarak izledik. Nurgül Kaynar Yüce’nin hicvinin en keskinleştiği yerlerden biri burası. Bilginin değersizleşip cehaletin itibar kazanması, merkep benzetmesiyle sert ve doğrudan eleştiriliyor.
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi
Terlemeden hiç alını, Gezer salını salını, Eşkere devlet malını, Soyanların olsun devran kıtasında RUSAMER Ter Ölçme Cihazı getirildi. Cihaz sakinimizin alnına tutuldu; sonuç sıfır çıktı. Kalburabastî kuşkuyla baktı: Hiç mi terlemedin evladım? Sakin gururla cevap verdi: Devlet işinde yorulmak yakışık almaz efendim! Efendi cihazı masaya bıraktı: Sen şiirin içine nereden girdin? Buradaki eleştiri, emeksiz kazanç ile kamu malına el uzatmayı aynı ahlaki bozulmanın parçaları olarak görüyor. Eşkere sözcüğü de önemli; şair kötülüğün artık gizlenmeye bile ihtiyaç duymadığı bir toplumsal rahatlıktan yakınıyor.
Ozan Delibal Köşesi
Çalışmaya yeltenmeden, Maaş alır atanmadan, Kul hakkını utanmadan, Yiyenlerin olsun devran dizeleri okununca RUSAMER Personel Müdürlüğü maaş bordrosuyla geldi. Kalburabastî listeye baktı: Bu adam burada çalışmıyor. Görevli cevap verdi: Evet efendim. Ataması da yok. Evet efendim. Peki niye maaş alıyor? Görevli omuz silkti: Sistem öyle uygun görmüş. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz hemen yaklaştı: Efendim, boş kadro varsa ben de hiçbir şey yapmadan çalışabilirim! Kalburabastî gözlüğünü çıkardı: Hiçbir şey yapmadan çalışmak nasıl oluyor? Sakin cevap verdi: Bilmiyorum ama bazıları başarmış! Efendi şiiri gösterdi: Şairin itirazı zaten maaştan önce adalet duygusuna. Çünkü emeksiz alınan her ayrıcalığın görünmeyen tarafında hakkı yenmiş başka biri vardır.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Nurgül Kaynar Yüce’nin BU DEVRAN şiiri, geleneksel halk şiirinin hiciv damarını güncel toplumsal meselelerle buluşturan sert bir taşlama. Her kıtanın sonunda tekrarlanan olanların olsun devran yapısı şiire hem güçlü bir nakarat hem de ironik bir vazgeçiş duygusu kazandırıyor. Şair aslında devranı başkalarına bırakmak istemekten çok, Böyle bir devrana ben ait değilim diyerek ahlaki mesafesini ilan ediyor.
Şiirin eleştiri alanı oldukça geniş: masumlara kıyılması, gelenekten uzaklaşma, görünüş tutkusu, cehaletin yüceltilmesi, liyakatsizlik, kamu malının kötüye kullanılması, sahte statü ve kul hakkı... Bu genişlik şiire güçlü bir toplumsal panorama kazandırırken bazı kıtalarda eleştirilerin birbirinden farklı alanlara hızla geçmesine de yol açıyor. Buna rağmen Âlimi gömüp derine / Cahiller bilge görüne / Merkebi adam yerine / Koyanların olsun devran kıtası, hem söyleyiş hem hiciv bakımından şiirin en güçlü bölümlerinden biri olarak öne çıkıyor. Son kıtadaki mahlas kullanımı ise halk şiiri geleneğiyle bağı kuvvetlendiriyor.
Kalburabastî Efendi devranın ayar düğmesini yeniden çıkardı.
Sakinimiz umutlandı:
Efendim, düzeltebildiniz mi?
Efendi düğmeyi sağa çevirdi.
Olmadı.
Sola çevirdi.
Yine olmadı.
Sakin sordu:
Makine mi bozuk?
Kalburabastî başını salladı:
Makine sağlam evladım. Vicdan bağlantısı kesilmiş.
Nasıl tamir edeceğiz?
Efendi şiiri önüne koydu:
Âlimi yerine koyacaksın, emeğin hakkını vereceksin, kul hakkından korkacaksın, akı kara diye satmayacaksın.
Sakin ürktü:
Efendim, bunun daha kolay bir tamiri yok mu?
Kalburabastî mührü bastı:
O kolay yolu araya araya zaten bu devrana geldik evladım!
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
Bozuk bir devrana uyum sağlayamamak bazen kusur değil, insanın vicdanının hâlâ çalıştığının işaretidir.
Devir değişir, devran döner; fakat kul hakkının terazisinde makamın da paranın da torpili yoktur.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Merhaba değerli kalem Eser, gayet güzeldi Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yazdıran yüreği, yazan kalemi ve şiiri Nice güzel şiirlerde buluşmak dileklerimle Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal ve de hoşça kal
toplumsal ve ahlaki değerlerin yozlaşmasına, haksızlığa, liyakatsizliğe ve cehaletin el üstünde tutulmasına karşı duyulan derin sitem ile bu bozulan dünya düzenini reddediştir.
Çağın değer kaybına, adaletsizliğine ve emeğin yerine çıkarın geçmesine duyduğu tepkiyi cesurca dile getirmiş Nurgül hanımefendi. “Âlimi gömüp derine, cahiller bilge görüne” dizeleri, bilginin değersizleştirilip cehaletin yüceltildiği düzeni çarpıcı biçimde eleştiriyor. Devlet malını soyanlardan çalışmadan kazanç sağlayanlara uzanan örnekler, şiirin toplumsal vicdanını ve adalet arayışını güçlendirmiş. Her bölümde yinelenen “Onların olsun devran” sözü ise bu bozuk düzene uymayı reddeden kararlı bir duruşun sesi olmuş.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.