(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Merhaba değerli ve de usta kalem Eser, gayet güzeldi Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yazdıran yüreği, yazan kalemi ve şiiri Nice güzel şiirlerde buluşmak dileklerimle Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal ve de hoşça kal
Harika bir duygu patlaması gibi bir şeydi okuduklarım. Yürekten kutluyorum sizi güzel insan. Feleğin sizi üzmesine izin vermeden, kadere yenilmeden, başarılarınız daim ilhamınız ölümsüz olsun. İki katlı şehrimden selamlar gönderiyorum çokça. Şayet müsait olursanız kıymetli zamanınızdan vakit ayırabilirseniz sizleri de sayfama beklerim güzel insan...
Şair: Emine Balı Oğuz Şiir: GÜLE GÜLE YAZ Değerlendirildiği Salon: Güneşte Kavrulup Denizde Serinleyenlerin Yazı Uğurlayıp Gerçeğe Tam Gaz Dönenler Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri salona bu defa yalınayak girdi. Daha üçüncü adımda sekmeye başlayınca kafası patlak, fikri çatlak sakinlerimizden biri telaşlandı: Efendim, ayağınıza ne oldu? Kalburabastî şiiri havaya kaldırdı: Emine Balı Oğuz Tüyden elegan deyip bizi sahile çıkardı evladım; iki dize sonra Yanıyor taban dedi. Şiirin içine hazırlıksız girdik, terliği dışarıda unuttuk! Sakin hemen sordu: Deniz yakın mı efendim? Kalburabastî Güneş, kum, deniz nakaratını gösterdi: Altı kıtadır yakın evladım. Bir türlü varamadık; belli ki RUSAMER sahilinde mesafeyi heceyle ölçüyorlar!
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi
Tavada krep, Buz gibi grep dizeleri okununca köşedeki sakin eline tabak alıp sıraya girdi. Kalburabastî sordu: Nereye? Sakin gayet ciddi cevap verdi: Yazlık açık büfeye efendim. Krep hazır, grep buz gibi; kahvaltıyı kaçırmayayım dedim. Efendi alnını tuttu: Şiirin içinde yiyecek görünce edebiyatı bırakıp tabağa koşuyorsun! Sonra dizeleri işaret etti: Emine Hanım burada yazı büyük duygularla anlatmak yerine küçük çağrışımlarla kuruyor. Krep, grep, serap üçlüsündeki ses oyunu da şiirin ciddi görünmek gibi bir derdi olmadığını; neşeli, hafif ve oyunbaz bir söyleyiş aradığını gösteriyor.
Ozan Delibal Köşesi
Açıktan büfe, Görünür Kûfe, Yağar ulûfe dizelerine gelindiğinde RUSAMER Coğrafya Servisi acil toplantıya çağrıldı. Görevli haritayı açtı: Efendim, sahilden Kûfe görünüyormuş. Hangi denizin kıyısındayız? Kalburabastî büyüteci aldı, haritaya baktı, sonra şiire baktı: Coğrafyacıları dağıt evladım. Buradaki yolculuk haritayla yapılırsa hepimiz kayboluruz. Sakin sordu: Ulûfe de gerçekten yağacak mı? Efendi cevap verdi: Yağarsa kovayı getir; RUSAMER bütçesini düzeltiriz! Bu kıta anlam sürekliliğinden ziyade büfe–Kûfe–ulûfe arasındaki şaşırtıcı ses akrabalığı üzerine kurulmuş. Şiirin en belirgin özelliği de tam olarak bu: sözcükleri zaman zaman anlamdan önce sesin peşine takmak.
Mağdumkulu Köşesi
Geldi yaz sonu, Kapandı konu dizeleri okununca kafası patlak, fikri çatlak sakinimiz masasını toplamaya başladı. Kalburabastî sordu: Sen nereye gidiyorsun? Sakin şiiri gösterdi: Konu kapanmış efendim. Efendi elindeki dosyayı geri uzattı: Daha son kıta var evladım; şair yazı göndermiş ama seni göndermedi! Güle güle yaz, Gerçeğe tam gaz dizelerine gelince Kalburabastî başını salladı: İşte şiirin varacağı yer burası. Yaz boyunca güneş, kum, deniz, serap, büfe derken mevsim bitiyor ve insan yeniden gündelik hayatın gerçeğine dönüyor. Şair bunu hüzünlü bir sonbahar vedasına çevirmiyor; yazı neşeyle uğurlayıp önüne bakıyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Emine Balı Oğuz’un GÜLE GÜLE YAZ şiiri, yaz mevsimine ağır bir vedadan ziyade sözcük ve uyak oyunlarıyla yapılmış neşeli bir el sallama niteliğinde. Üç kısa dizeden sonra tekrarlanan Güneş, kum, deniz bölümü şiire nakarat havası kazandırıyor. Kısa dizeler, hızlı geçişler ve özellikle hoşluk–sarhoşluk, elegan–taban–çaban, krep–grep–serap, büfe–Kûfe–ulûfe gibi ses birliktelikleri şiirin oyunbaz karakterini belirliyor.
Şiirin kuvveti aynı zamanda dikkat edilmesi gereken tarafını da oluşturuyor: Bazı yerlerde uyak arayışı anlamın önüne geçiyor. Özellikle Kûfe, ulûfe ve Mozaik-yonu ifadeleri okuru şiirin yaz atmosferinden çıkarabilecek ölçüde beklenmedik duruyor. Buna karşılık Geldi yaz sonu, Kapandı konu ve ardından gelen Güle güle yaz, Gerçeğe tam gaz söyleyişi, şiirin ne yapmak istediğini berrak biçimde ortaya koyuyor. Bu şiirin yükü derin dramatik anlamdan çok ritim, çağrışım, kelime şakası ve yaz neşesi üzerinde.
Kalburabastî Efendi değerlendirmeyi bitirip ayağa kalktı. Yalınayak sakinimiz arkasından seslendi:
Efendim, yaz gerçekten bitti mi?
Kalburabastî takvime baktı:
Emine Hanım Güle güle yaz demiş evladım. Misafirin arkasından üçüncü defa el sallanmış. Artık kapıyı kapat.
Sakin mahzunlaştı:
Güneş, kum, deniz ne olacak?
Efendi terliklerini ayağına geçirdi:
Onlar seneye yine gelir. Sen şu büfeye bak; Kûfe görünmeden krep bittiyse asıl felaket odur!
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
Her mevsimin bir vedası vardır; yazınki biraz güneş kokar, biraz deniz, biraz da hatıra.
Yaz giderken insan bronzluğunu değil, içinde biriktirdiği sıcaklığı yanında götürür.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Yazın güneşini, denizini, sıcaklığını ve küçük keyiflerini neşeli bir söyleyişle uğurlamış Emine hanımefendi. Her bölümde tekrarlanan “Güneş, kum, deniz” sözü şiire hareketli ve akılda kalan bir nakarat kazandırıyor. Krep, serap, açık büfe ve yanan taban gibi ayrıntılar, yaz tatilinin renkli hâllerini gülümseten bir dille gözümüzde canlandırmış. “Güle güle yaz, gerçeğe tam gaz” dizeleri ise tatilden günlük hayata dönüşü kısa, nükteli ve enerjik bir finalle anlatıyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.