2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
Canımın tözüne çizdiğin resmi,
Zamanın küfüne kurban mı kıldın?
Hangi sağır rüzgâr unuttu cismi,
Beni bir nefeslik mühlet mi bildin?
Sırça saray değil, harabe gönül,
Bir kırık ahitle bendini yıktın.
Göğsümün çölünde savrulur külün,
Gözümün ferinden sessizce çıktın.
Aşkı mengenede sıktı bu devran,
Dilsiz bir sükûtu dert diye sundun.
Berzahın ipinde sallanır kervan,
Sen kendi kuyunda vefayı boğdun.
Varlığım, yokluğun eşiği oldu,
Hangi dilde susar bu kanlı avaz?
Ezelden biçilen o hil’at soldu,
Kefensiz sevdaya kılınmaz namaz.
Aklın şirazesi koptu yerinden,
Nisyân kuyusuna attın adımı.
Ruhun mihverini söktün derinden,
Hangi kör terazi sildi andımı?
Suret zindan oldu, ayna yarıldı,
Adem girdabına savurdun beni.
Zamanın boynuna urgan sarıldı,
Kendi yangınında kavurdun beni.
Dilsiz bir feryatla yarıldı sine,
Hangi sır taşırdı bunca zevâli?
Bin yıllık ahdimi sürdün engine,
Hiçliğe mühürlü ettin ahvâli.
Varlığım, yokluğun eşiği oldu,
Hangi dilde susar bu kanlı avaz?
Ezelden biçilen o hil’at soldu,
Kefensiz sevdaya kılınmaz namaz.
Göğsümde kilitli kaldı o esrar,
Mîzanın dilinde eridi kelâm.
Kâinat unuttu, sustu cümle yâr;
Vefasız sevdaya verilmez selâm.
Kâinat unuttu, sustu cümle yâr...
Vefasız sevdaya verilmez selâm.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.