6
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
190
Okunma
Ve gece, bütün kapıları üzerine kilitlemişken, adını çağıran son yankıyı da boğmuşsundur,
Artık ne gökyüzü seni hatırlar nede yeryüzü ayak izlerini.
Bir zamanlar ateşten yaratılmış bir masal iken, şimdi kendi küllerini savuran bir hiçliksin.
Dizginlerin yelesini savuran zifiri bir kıyamettir bu,
can alanda odur, can verende.. şahmat.
Yeşil tuvalinde çürüyen suretini,
yüzünden düşen kırık bir buseyi,
mor salkımların boğazına düğümleyen bir heyhat.
Gölgesinde bin havari asılıdır,
nakkaş kervanında bütün renkler sürgüne gönderilmişiken
Say ki,
elleri böğründe bekleyen bir çift göz değilsin artık
kendi karanlığını seyreden son tanıksın.
Say ki,
bulut demetlerinden düşen bir sanrı değil,
göğün unuttuğu bir lanetsin.
Sayki,
dünyadan kovulmuş bir tanrısın,
tapınakların yıkılmış, duaların taş kesilmiş.
Say ki,
güftesini hecesiz uçuran bir sancısın,
dilinden dökülen her kelime, Kendi cenazesine yetişememiş.
Ve bir gün bütün aynalar yüzünü reddedecek.
İşte o vakit anlayacaksın,
bazı ölümler toprağa gömülmez,
Bazı insanlar yaşamaz,
yalnızca kendi küllerini omuzlarında taşıyarak geceyi tüketir.
Ve gece, senden geriye kalan son harfi de yutuğunda,
adın bile kendine yabancı kalacak...
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.