(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu güzel şiirde anlatılan canlı bence halk arasında sazlık denilen kamıştır sığ göllerde bataklıkta yetişir belli bir uzunluğa erişince kesilip çardak hasır sepet vs yapılır kutuları da yakılır Umarım şiirin sorusunu bilmişimdir Şiirin anlattığı manevi ve felsefi derinliğin dibi görünmüyor zaten Yüreğinize sağlık tebrikler selamlar 🖖 saygılar
Üstadım, bu şiirinizi okurken öznenin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Şiirin ilerleyen mısralarında köküne bağlı olan bir varlık sadece ağaç olarak algılanabiliyor. Gölge... Ağaçların insanların dinlenebileceği tek yer. Ve doğa katliamına da değinen usta kalem, kesilmek kader olarak betimleniyor. İnsanlar da bazı zamanlar kaderinden kaçamıyor. Kök insanı sabit tutan bir gerçek. Ustacaydı, felsefi yönden daha derin anlamı vardır mutlaka. Ustaca şiirinizi ve sizi tebrik ediyorum. Saygılar selamlar.
Kaleminizi sizi kutluyorum Gönül sesiniz hiç susmasın Kaleminiz hüzünden kederden değil İlhamdan umuttan ve güzellikten konuşsun Nice güzel dizelere Selam ve saygılarımla hocam
"Bilenlere Ben Neyim" adıyla daha ilk dizeden okuru bir bilmecenin içine çekiyorsunuz.. “Delibal” olarak veren şiiriniz, ilk bakışta bir doğa bilmecesi gibi görünse de dizelerin arasına indikçe çok daha derin bir hayat hikâyesine dönüşüyor. Bir ağacın kendi dilinden anlattığı varoluş mücadelesini; bağlılığı, çaresizliği, kesilmeyi, kullanılmayı ve yine de hayata bir biçimde hizmet etmeyi öylesine incelikli işlemişsiniz ki, şiir ilerledikçe “Delibal” yalnızca bir ağaç olmaktan çıkıp adeta insanın kendisine dönüşüyor.
“Ne çiçeğim, ne ağaç, eşim yok, benzerim yok / Bataklığımdan başka, sığınacak yerim yok” dizeleriyle başlayan bu yalnızlık, şiirin ilerleyen bölümlerinde daha da derinleşiyor. Kendi köklerine bağlı fakat kaderine hükmedemeyen bir varlığın hikâyesini anlatırken aslında insanın da hayat karşısındaki çaresizliğine dokunuyorsunuz. “Ben bana hükmedemem” sözü, şiirin en düşündürücü damarlarından biri. İnsan da çoğu zaman kendi hayatının sahibi olduğunu sanırken, görünmeyen şartların, zamanın ve kaderin çizdiği sınırlar içinde yaşamıyor mu?
“Celladımla tanışmam, ya Ocak, ya Şubat’ta” dizesi ise şiirin hüznünü başka bir noktaya taşıyor. Ölümünü getirecek kişiyi önceden bilen fakat bundan kaçamayan bir ağacın sessizliği var burada. Buna rağmen “Köklerime gölgeyim” diyebilmek, bana göre şiirin en güçlü vefa imgelerinden biri. Kendisine kıyanın bile hayatına gölge olabilmek, tabiatın insan karşısındaki karşılıksız cömertliğini de hatırlatıyor.
Dallarının köy fırınında, hasırda, kavalda başka bir biçimde yaşamaya devam etmesi de çok anlamlı. Kesilen gövdenin aslında bütünüyle yok olmadığını; başka bir nesneye, başka bir sese, başka bir ihtiyaca dönüşerek varlığını sürdürdüğünü anlatıyorsunuz. Hele “Sesimin türkülere, hoş nağme katışından / Kaval için gözdeyim” dizelerinde ölüm ile yeniden doğuş arasında çok güzel bir bağ kurulmuş. Bir ağacın gövdesinden çıkan kavalın insanın türküsüne ses olması, yok oluşun bile başka bir varoluşa dönüşebileceğini düşündürüyor.
Göçmen kuşlara “güle güle” diyememesi ve avcıların “kardeşim, kadim dostum” diye nitelenmesi ise şiirdeki doğa-insan ilişkisini sorgulatıyor. İnsan, doğanın kardeşi ve dostu olması gerekirken onu kendi amaçları için tüketen bir varlığa dönüşebiliyor. “Balığa vebaldeyim” sözü de bu yüzden yalnızca bir ağacın kaderi değil, bütün bir ekosistemin birbirine bağlılığını hatırlatan güçlü bir ifade.
Ve final… “On binimde birimin, görürüm zaferini / Delibal bu âlemde, boyumun değerini” diyerek şiirin başından beri sakladığınız sırrı nihayet açıyorsunuz. Okur, bütün dizeleri geriye dönüp yeniden düşündüğünde, başta bir bilmece gibi görünen her ayrıntının aslında yerli yerine oturduğunu fark ediyor.
Şiirinizin en güzel taraflarından biri de şu: Delibal’ı anlatırken aslında “Bilenlere ben neyim?” sorusunu okura değil, biraz da insanın kendisine yöneltiyorsunuz. Kök saldığı yere bağlı, kaderine hükmedemeyen, kesilse bile başka biçimlerde yaşamaya devam eden ve ölümünde bile bir işe yarayan bu sessiz varlık üzerinden; vefa, kader, tabiat, insanın tüketiciliği ve yeniden varoluş üzerine düşündürüyorsunuz.
Bilmeceyi çözdüğümüzde bir ağacın adını öğreniyoruz; şiiri çözdüğümüzde ise biraz da insanı öğreniyoruz.
Kaleminize, doğayı böylesine konuşturup onun sessizliğinden böylesine anlamlı bir ses çıkaran yüreğinize sağlık . Çok özgün, çok katmanlı ve düşündüren bir çalışma olmuş. Selam ve saygılarımla 🌹 pkze-mavikatre 💧
Ümit Zeki Bey, nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Ancak küçük bir ricam olacak: Aynı yorumu noktası virgülüne dokunmadan iki yüzden fazla şiirin altına yazdığınızı görünce, bunun benim şiirime yapılmış bir yorum olmadığını anladım. Bilenlere Ben Neyim bir muamma şiiridir; insan hiç değilse neyin anlatıldığını merak eder. Şiirler okunmak için yazılıyor, altlarına aynı cümleyi çoğaltmak için değil. Beş puanınız sizin olsun; ben şiirimi gerçekten okuduğunuzu gösteren iki cümlenizi tercih ederdim. Özün sözü budur: Şiire yorum yazmak, şiirin altına yorum bırakmakla aynı şey değildir.
Ümit Zeki Bey, nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Ancak küçük bir ricam olacak: Aynı yorumu noktası virgülüne dokunmadan iki yüzden fazla şiirin altına yazdığınızı görünce, bunun benim şiirime yapılmış bir yorum olmadığını anladım. Bilenlere Ben Neyim bir muamma şiiridir; insan hiç değilse neyin anlatıldığını merak eder. Şiirler okunmak için yazılıyor, altlarına aynı cümleyi çoğaltmak için değil. Beş puanınız sizin olsun; ben şiirimi gerçekten okuduğunuzu gösteren iki cümlenizi tercih ederdim. Özün sözü budur: Şiire yorum yazmak, şiirin altına yorum bırakmakla aynı şey değildir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.