(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yine insanı düşündüren, sonuna kadar merakla götüren bir şiir okudum.
Ben maalesef iş yoğunluğum nedeniyle bir süredir Edebiyat Defteri’nde eskisi kadar bulunamıyorum. Bu güzel şiirinize de ancak şimdi yetişebildim. Gecikmiş bir merhaba olsun benden size.
“Bilenlere ben neyim” diye sorup bizi de kendi hâlimizle baş başa bırakmışsınız. 😊 Cevabını bilenler elbette vardır; ben ise şiirin keyfini çıkarıp, bilmecenin tadını size bırakayım.
Kaleminize sağlık Ustam. Nice güzel şiirlere… Varlığınız, kaleminiz ve o kendine has şiir dünyanız daim olsun.
Sonsuz saygılar efendim.. Ve tabiki hayranlıkla.. Peri
Kutlarım değerli dost kalem sevgili dost yürek Mecazda çokça kullanılan Bir isim Ne harika çizilmiş bir resim Tebrikler güzel derin anlam taşıyor bilmece tarzında bir şiir okudum iyi geceler diliyorum şiirle kalınız şiirlerde buluşmak dileğiyle
Değerli Üstadım.. Okudum. Çeşitlilik düşün dünyamı zenginleştirdi. Çok farklı şeyler yazmaktan sa yalın kılıç daldım konuya.. ve. ___ Sen bataklığın sessiz şahidisin. Ne çiçeksin ki açıp solasın, ne ağaçsın ki gölge salıp dal budak salasin. Eşin yok, benzerin yok; çünkü sen yalnızlığın en saf hâlisin. Köklerini göle, bedenini rüzgâra emanet etmişsin. Eylül’de boy atarsın, Nisan’a zor ulaşırsın; çünkü sen zamana değil, kesilmeye mahkumsun. Hayat sana değil, insanlara yazılmış; sen sadece o hayata hizmet eden maddesin. Gölgende sadıksın, ta ki kendi cinsinden biri seni kökünden ayırana kadar. Ocak’ta ya da Şubat’ta celladınla tanışırsın; ömrünün eni boyu kâinatta sabittir, dallanmadan yoldasın. Düşlerinde meşk eder, bazen fırına, bazen hasıra, bazen de kavalın içine dönüşürsün. Göçmen kuşlar teşrif etse bile dallarını sallayıp güle güle diyemezsin; çünkü sen zaten zülde, zaten fânisin. Narin yapınla cana kastın yoktur; ama avcılar seni alet eder, balığa vebal olursun. Güneşin doğuşuna, batışına, türkülerin nağmesine ses katarsın; kaval için gözdesin. On bininde birinin zaferini görürsün. Bu deli âlemde boyunun değerini bilenlere sorarsın: “Ben neyim?” Cevap sendedir: Sen, kesilerek ses bulan, yok olarak var olan, bataklıktan yükselen ebedî bir nefesten ibaretsin. Düşün anlatımıyla sevgiler sunarım.
"Harika bir muamma (bilmece) şiiri olmuş Celil Hocam! Kaleminize ve o derin kelime haznenize sağlık. Şiirdeki o narin yapı, bataklıkta kök salma, Ocak-Şubat aylarında kesilme, köy fırınında veya hasırda kullanılma ve en önemlisi de 'kaval için gözdeyim' ipuçları bizi doğrudan tek bir cevaba götürüyor: Kamış ve ney. Geleneksel edebiyatımızın bu güzel türünü modern mısralarla bu kadar akıcı işlemek büyük ustalık. İlhamınız daim olsun."
Bu güzel şiirde anlatılan canlı bence halk arasında sazlık denilen kamıştır sığ göllerde bataklıkta yetişir belli bir uzunluğa erişince kesilip çardak hasır sepet vs yapılır kutuları da yakılır Umarım şiirin sorusunu bilmişimdir Şiirin anlattığı manevi ve felsefi derinliğin dibi görünmüyor zaten Yüreğinize sağlık tebrikler selamlar 🖖 saygılar
Üstadım, bu şiirinizi okurken öznenin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Şiirin ilerleyen mısralarında köküne bağlı olan bir varlık sadece ağaç olarak algılanabiliyor. Gölge... Ağaçların insanların dinlenebileceği tek yer. Ve doğa katliamına da değinen usta kalem, kesilmek kader olarak betimleniyor. İnsanlar da bazı zamanlar kaderinden kaçamıyor. Kök insanı sabit tutan bir gerçek. Ustacaydı, felsefi yönden daha derin anlamı vardır mutlaka. Ustaca şiirinizi ve sizi tebrik ediyorum. Saygılar selamlar.
Kaleminizi sizi kutluyorum Gönül sesiniz hiç susmasın Kaleminiz hüzünden kederden değil İlhamdan umuttan ve güzellikten konuşsun Nice güzel dizelere Selam ve saygılarımla hocam
"Bilenlere Ben Neyim" adıyla daha ilk dizeden okuru bir bilmecenin içine çekiyorsunuz.. “Delibal” olarak veren şiiriniz, ilk bakışta bir doğa bilmecesi gibi görünse de dizelerin arasına indikçe çok daha derin bir hayat hikâyesine dönüşüyor. Bir ağacın kendi dilinden anlattığı varoluş mücadelesini; bağlılığı, çaresizliği, kesilmeyi, kullanılmayı ve yine de hayata bir biçimde hizmet etmeyi öylesine incelikli işlemişsiniz ki, şiir ilerledikçe “Delibal” yalnızca bir ağaç olmaktan çıkıp adeta insanın kendisine dönüşüyor.
“Ne çiçeğim, ne ağaç, eşim yok, benzerim yok / Bataklığımdan başka, sığınacak yerim yok” dizeleriyle başlayan bu yalnızlık, şiirin ilerleyen bölümlerinde daha da derinleşiyor. Kendi köklerine bağlı fakat kaderine hükmedemeyen bir varlığın hikâyesini anlatırken aslında insanın da hayat karşısındaki çaresizliğine dokunuyorsunuz. “Ben bana hükmedemem” sözü, şiirin en düşündürücü damarlarından biri. İnsan da çoğu zaman kendi hayatının sahibi olduğunu sanırken, görünmeyen şartların, zamanın ve kaderin çizdiği sınırlar içinde yaşamıyor mu?
“Celladımla tanışmam, ya Ocak, ya Şubat’ta” dizesi ise şiirin hüznünü başka bir noktaya taşıyor. Ölümünü getirecek kişiyi önceden bilen fakat bundan kaçamayan bir ağacın sessizliği var burada. Buna rağmen “Köklerime gölgeyim” diyebilmek, bana göre şiirin en güçlü vefa imgelerinden biri. Kendisine kıyanın bile hayatına gölge olabilmek, tabiatın insan karşısındaki karşılıksız cömertliğini de hatırlatıyor.
Dallarının köy fırınında, hasırda, kavalda başka bir biçimde yaşamaya devam etmesi de çok anlamlı. Kesilen gövdenin aslında bütünüyle yok olmadığını; başka bir nesneye, başka bir sese, başka bir ihtiyaca dönüşerek varlığını sürdürdüğünü anlatıyorsunuz. Hele “Sesimin türkülere, hoş nağme katışından / Kaval için gözdeyim” dizelerinde ölüm ile yeniden doğuş arasında çok güzel bir bağ kurulmuş. Bir ağacın gövdesinden çıkan kavalın insanın türküsüne ses olması, yok oluşun bile başka bir varoluşa dönüşebileceğini düşündürüyor.
Göçmen kuşlara “güle güle” diyememesi ve avcıların “kardeşim, kadim dostum” diye nitelenmesi ise şiirdeki doğa-insan ilişkisini sorgulatıyor. İnsan, doğanın kardeşi ve dostu olması gerekirken onu kendi amaçları için tüketen bir varlığa dönüşebiliyor. “Balığa vebaldeyim” sözü de bu yüzden yalnızca bir ağacın kaderi değil, bütün bir ekosistemin birbirine bağlılığını hatırlatan güçlü bir ifade.
Ve final… “On binimde birimin, görürüm zaferini / Delibal bu âlemde, boyumun değerini” diyerek şiirin başından beri sakladığınız sırrı nihayet açıyorsunuz. Okur, bütün dizeleri geriye dönüp yeniden düşündüğünde, başta bir bilmece gibi görünen her ayrıntının aslında yerli yerine oturduğunu fark ediyor.
Şiirinizin en güzel taraflarından biri de şu: Delibal’ı anlatırken aslında “Bilenlere ben neyim?” sorusunu okura değil, biraz da insanın kendisine yöneltiyorsunuz. Kök saldığı yere bağlı, kaderine hükmedemeyen, kesilse bile başka biçimlerde yaşamaya devam eden ve ölümünde bile bir işe yarayan bu sessiz varlık üzerinden; vefa, kader, tabiat, insanın tüketiciliği ve yeniden varoluş üzerine düşündürüyorsunuz.
Bilmeceyi çözdüğümüzde bir ağacın adını öğreniyoruz; şiiri çözdüğümüzde ise biraz da insanı öğreniyoruz.
Kaleminize, doğayı böylesine konuşturup onun sessizliğinden böylesine anlamlı bir ses çıkaran yüreğinize sağlık . Çok özgün, çok katmanlı ve düşündüren bir çalışma olmuş. Selam ve saygılarımla 🌹 pkze-mavikatre 💧
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.