7
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
Ağdalı fotoğraf kareleri bırakıyorsunuz giderken,
Susarken pusuya düşen evleriniz oluyor.
Cam kenarında kurutulmuş orkideleriniz,
Çiçek topladıkça incinen elleriniz,
Yüzünüze bulaşan gökyüzü,
Kirpiklerinizde biriken kül yağmurlarınız.
Kıvırıp kıvırıp çöp kutusuna taşıdığınız sandık kokuları,
Öznesini yitirdi artık.
Sizin o kör sabahlarla yarattığınız akşamlarınız,
Sizin o kara kaş, kara gözünüz,
Sizin o kibirden şaha kalkmış ön yargılarınız,
Sizin o rütuşlu kalpleriniz,
Sizin o sonradan olma kirpikleriniz,
Kötülük bahçelerinde iyilik satan halleriniz,
Altı tutmuş cümleleriniz,
Şiirin ön belleğine sıkışmış bir döngü gibi,
Dönüp dolaşıp, olaylar silsilesi kitaplarınız,
okunmuyor artık.
Sizin o bir türlü ellerinize sığmayan gökyüzü,
Yüzünüze gözünüze bulaşan o çamur toprak,
Bakmayı bilmediğiniz pencereleriniz,
Kalp hizasında olmayan düşünceleriniz,
Vurup vurup duvarlardan dönen sesiniz,
Bir ihtimal olmak isteyip olamadığınız o küçük dağlar,
Kubbede bir salıncak, ağaçlarda yarasa sıyrıkları
Kitap aralarına konu olmuyor artık.
Görüyorum, nar ekşisi bir gün eriyor gülüşmelerinizde,
Ruhunuzdaki kasılmalar da sahici değil ne zamandır.
Ne zamandır "Y" kulesine tırmanan bakışlarınıza kimse inanmıyor artık.
Hem ben anladım sizi,
Hem ben iyi tanıdım sizi,
Hem ben çözdüm sizi,
Bilmem benden sonra kim bağlayacak.
Nifensis
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.