2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
198
Okunma
Kendi gölgesine çarpan bir saatsin sen,
Durmuşsun,
Akrebin yelkovana kırgın bir durağında kentin.
Ah kalbim,
Yetim kelimelerin o kilitli çekmecesi
Hangi cümleye başlasam
Bir ucu mutlaka sana,
Bir ucu taranmamış bir kadın saçına.
Oysa ben isterdim ki bugün,
Dünün o şık sürgününe yakışan bir yarın olsun.
İsterdim ki aşk,
O acımasız ve kırmızı ayin,
İnansın yeniden kendine,
Adını çoktan unutmuş
Bütün o yorgun kalplere rağmen.
Fakat yalnızlık biliyorsun,
Bir kiracı gibi girip
Ev sahibi gibi yerleşiyor göğsümüze.
Ayrılık dediğin de öyle
Şapkasını alıp giden bir adam değil,
O kapı kapandıktan sonra içeride kalan,
Bardağın dibinde unutulmuş
O ağır ve imlâsız sessizlik.
Şimdi boş ver
Hangi rakı masasında eksildiğimizi,
Hangi tenin kadehinde çoğaldığımızı.
Ömrüm yanlış akort edilmiş bir
Anadolu türküsü,
Sözleri unutulmuş ama nakaratı hâlâ direnen...
Yorgunum biraz, evet.
Mavi bir suyun altında unutulmuş bir çan gibiyim,
Kendi derinliğime gömüldükçe çoğalan.
Kimse duymuyor bu çınlamayı,
Ama boynumun tam şahdamarında,
Hâlâ sana doğru çalan bir şeyler var.
07.08.2026
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.