0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma

Dehlizin sonundan sızan ışık,
Biraz yorgun, biraz da mahcup vuruyor yüzüme.
Sanki yıllardır unutulmuş bir cümlenin
Tam ortasından tutunmaya çalışıyorum hayata.
Karanlık, alışıldık bir dost gibi geride kalırken,
İçimdeki çocuk adımlarını sayıyor sessizce.
Biz ki hep gurbetindeydik kendi evimizin,
Pencereleri kapalı, perdeleri ağır akşamların.
Bir çay demlenirdi mutfakta, kokusu hüznü örterdi,
Oysa söylenmemiş her laf,
Bir çivi gibi çakılırdı göğsümüzün Sol tarafına.
Işık sızsa ne çıkar, kapı kökten kilitliyken?
Şimdi bir patika yolda yürüyor gibiyim,
Ne büsbütün aydınlık, ne büsbütün karanlık.
Zaman dediğin, avucundaki suyu tutamama telaşı;
Kaçıp gidenlerin ardından bakarken,
Kalanların yükünü omuzlama beceriksizliği bizimkisi.
Gözlerin alışıyor zamanla o sızan cılız ışığa.
Işık sızıyor dehlizin sonundan, evet,
Ama biz çoktan öğrendik karanlıkla konuşmayı.
Bir vedaya sığdırılmış koca bir ömür gibi,
Sessizce yürüyoruz işte o ince çizginin üstünde.
Belki de umut dediğin,
Güneşin doğması değil, o küçücük sızıntıya inanmaktır.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.