0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
155
Okunma
Güneşten önce uyanır ekmeğin kavgası.
bir çift nasırlı el açar kapısını karanlığın.
Demirin soğuğuna işlenir avuçlarının izi,
Toprağın suskunluğunda ayak sesleri.
Vinçlerin gölgesinde, iskelenin ucunda,
Maden ocağında, tarlada, tezgâhta…
Bir iskeleye yaslanır ömrü,
bir madenin karasına,
Dinmek bilmeyen fabrika uğultusuna.
Yağmur dinlemez, ayaz dinlemez;
Güneşin kavruğu da sökemez inadını.
Bir lokma helal ekmek uğruna
Sessizce örer memleketin yarınlarını.
Kimi zaman bir iskelede yarım kalır adı,
Kimi zaman madenin karanlığında.
Gazeteler bir satır yazar, geçer;
Oysa bir ömürdür eksilen.
Ama hayat beklemez.
Tan yeri ağarmadan kalkar.
Bir çocuğun defterinde,
Annenin duasında,
Sevdiğinin gözlerinde
Yeniden kurulur hayat.
Ve bilir;
Bu ülkeyi saraylar değil,
Nasır tutmuş eller büyütür.
Bu toprağı nutuklar değil,
Üreten emek yeşertir.
Selam olsun tohum serpene,
Çarkları döndüren sessiz yüreklere.
Selam olsun yarınları kuran ellere,
Direnen, üreten, paylaşan emekçilere.
Bir gün mutlaka
Emeğin sözü yükselecek meydanlarda.
Ve o gün,
Hiçbir çocuk yoksulluğu miras almayacak.
Selam olsun direnen umuda.
Selam üretene,
hayatı her sabah yeniden kuran
bütün işçilere,
bütün emekçilere.
Yiğit Metin Sevindik
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.