7
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
Bir gurbet akşamıydı, çöken karanlıklara,
Hicranla inliyordu, gönüller şu bahâra,
Kırgındı bütün güller, vefasız her rüzgâra,
Bir matem çöreklenmiş gönüller hazan olmuş,
Sessizce ağlayanlar, keder ve hüzün dolmuş.
Lâleler boyun bükmüş, güller solgundu şimdi,
Bülbüller ötmez oldu, diller suskundu şimdi,
Maziden hatıralar, aşktan yoksundu şimdi,
Bahçeler susuz kaldı, bütün çiçekler soldu;
Dertli gönlün evinde, sevdalar yasak oldu.
Nehirler ağır ağır, hüzün taşır denize,
Dağların doruğunda, kar düşerdi hep bize,
Sanki bütün âlemde, vakit vurmuş gündüze,
Ümitle dolup taştık, yeni güne başlarken,
Rahmet bekliyorduk biz, sonsuzluğu düşlerken.
Kurumuştu çeşmeler, yaban oldu bu eller,
Bir yetim çocuk gibi suskun idi bülbüller,
Hasretle ayrılığa, duçar oldu gönüller,
Yıldızlar saklanmıştı, kararan şu semâda;
Geceler mühür oldu, tertemiz her simada.
Derken bir seher vakti, doğdu rahmet yıldızı,
Uyanan her toprağın, sînesinde bir sızı,
Sabâ esti ufuktan, yaşarken biz sonsuzu,
Gömüldü seherlerde, karanlığın tabutu;
Islandı gökyüzünün, rahmet dolu bulutu.
Tomurcuklar usulca tebessüm etti yine,
Su yürüdü semadan yaprağın sinesine,
Bakan hayran olurdu, çiçeklerin rengine,
Önce iman gerekli insanlığa her vakit;
Sonra güneş doğardı, gerçek olurken akit.
Kış ebedî değildir, bahar olur her yanda,
Ayrılıklar gizlenir, vuslatına cihanda,
Toprak sabır yüklenir, başak dolu bu handa,
Rahmet sağnak sağnak, yağar iken her yere;
Fecirler bir diriliş, yazıyordu kalplere.
...andelib...
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.