8
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Küfrün tahtına bakıp, o kibirli nefsinle,
Gafletin perdesini, yırttığında anlarsın,
Duymasan da ruhunu, tükenen nefesinle,
Musallaya bedeni, serdiğinde anlarsın.
Dünya bir düş, bir rüya, aldanırsın rengine,
Güvenirsin malına, şöhretine, dengine,
Ulaşılmaz sandığın kibir dolu zengine,
Bir kefenlik kumaşı, sardığında anlarsın.
Gezip durdun dünyayı, düşünmeden yarını,
Gözlerini kaplayan, kin ve hırsın harını,
Ahireti mahveden Rahman’ın inkarını
Şu toprağın altına, girdiğinde anlarsın.
Adalet terazisi tartarken her bir ahı,
Sırtında taşır mısın; Bunca ağır günahı?
Unutma! her gecenin elbet vardır sabahı,
Mizan önünde hesap verdiğinde anlarsın.
Nefsin azgın sel gibi, sürükler durur seni,
Zevk-ü sefa içinde esir eder bedeni,
Sana emanet olan, ruhun ile kalbini,
Azrail’in önüne, serdiğinde anlarsın.
O yalancı dostların, yüzlerini görmeden,
Yaraya merhem olup, acıları sarmadan,
Temize çıkamazsın, o çukura girmeden,
Kafanı kabristana, vurduğunda anlarsın.
Unut hayal görmeyi, unut düşe yatmayı,
Dünyada ebediymiş gibi zevkler tatmayı,
Fani olan hayattan sonsuzluğa gitmeyi,
Sır dolu kapılarda, durduğunda anlarsın.
Zaman akıp gidiyor, saniyeler sanki ok,
Bu misafirhanede tutunacak bir dal yok,
Aç gözünü kardeşim, karnın olsa bile tok,
Suçsuz masum yüreği, kırdığında anlarsın.
Bu dünya bir gölgelik, gelen gider nihayet,
Asıl menzil ötede, orasıdır akibet,
Hakikatın sözleri sana olsun emanet,
Münker nekir gelipte, sorduğunda anlarsın!
...andelip...
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.